Amerika – New York Gezisi

Evet sıra geldi nereden başlayıp nasıl bitireceğimi bilmediğim şehire, New York… Gittiğim yerler içerisinde diyebilirim ki yaşanabilirlik olarak ilk 3’e girer. Çok hareketli, karışık, kalabalık bir metropol New York. Öyle metropol olarak bildiğiniz diğer şehirlerden daha farklı bir metropol burası, yani metropollüğü sonuna kadar içeren bir metropol 🙂

Neyse manasız kelimelerden sonra sırasıyla anlatmaya başlayalım. Ben toplam 7 gün kaldım ve bunların 6’sını direk olarak Manhattan’da geçirdim. Yetti mi derseniz yetti, fazla geldi mi derseniz kesinlikle tam geldi. 🙂 NYC’ye gitmeden önce yanınıza rahat bir ayakkabı almanızı öneririm. Zira ben nerdeyse bütün şehri yürüdüm. Manhattan adasını Kuzey’den Güneye yürüyerek 3-4 kere gidip gelmişimdir toplamda heralde 🙂 Dolayısıyla aşağıda belirttiğim herşeyi yiyip kilo almadan dönmeniz mümkün 🙂

Benim büyük şansım gitmeden önce daha önce orada yaşamış/gitmiş olan arkadaşlarımızdan bolca öneri almam oldu. Önerilerin bir çoğunu denedim ve hiç de pişman olmadım açıkçası… Otelden başlamak gerekirse 34th Street ile 8th Avenue’nin kesiştiği yerde The New Yorker Otel isimli bir otelde kaldım. Otel merkezi olması açısından gerçekten çok iyi bir konumdaydı. Odaların küçük olması dışında temizlik vs konusunda da sıkıntı yaşamadım. Zaten otelden başka da bir beklentim yoktu. Bu arada NYC ile ilgili bir bilgi, oteller oldukça pahalı ve kalite burada alıştığınızdan uzak. Türkiye’de 4 yıldızlı bir otelde kalmak ile NYC’de kalmayı karşılaştırmamanız gerek. Otelin internet adresi tık.  

İlk günü çift katlı şehir turu alarak geçirdim. Size tavsiyem şehirde gidilecek olan yerleri görmeniz açısından bu olacak. Ben ilk gün bu turu nerelere gideceğime karar vermek açısından değerlendirdim açıkçası. Ayrıca otobüsteki rehberler bir stand up havasında size şehir ile ilgili bir çok bilgiyi de veriyorlar… Bu da oldukça iyi oluyor. Tur kişi başı $54, bu tur ile 24 saat boyunca bu otobüsleri kullanıp Uptown, Downtown, Brooklyn turu ve gece turu alabiliyorsunuz. Bu turları ayrı ayrı almak isterseniz (sadece biri) $44. Bu nedenle toplu alıp gezmekte fayda var.

İlk gün otobüsle giderken Pier 17 isimli limanda durup inip köprüye karşı bir şeyler içmenizi öneririm. Ben çok sıcak bir havada gittiğim için soğuk bir biranın gerçekten beni kendime getirdiğini söyleyebilirim. Pier 17’nin hemen yakınından Staten Island feribotları kalkıyor. Bu feribotlar ücretsiz ve buna binip Özgürlük Anıtının yakınından feribot ile geçebilir ve anıtı fotoğraflayabilirsiniz dilerseniz.

Manhattan ve Brooklyn köprüleri kesinlikle şehrin silüetine güzellik katan eserler. Brooklyn köprüsünün yapımı sırasında denizin dibine taş taşıyan bir çok işçi hızlıca denizin yüzüne çıkmaya çalışırken vurgun yemiş ve hayatlarını kaybetmiş.. Köprünün yapımı sonrası insanlar köprünün üzerinden geçmeye korkmuşlar ve çöker diye binmemişler. Bunun üzerine köprünün sağlamlığının kanıtlanması için köprüden filler geçirilmiş. Böyle enteresan hikayeler de var yani köprü ile ilgili. Neyse sonuçta köprü senelerdir sorunsuz bir şekilde ayakta kalmaya devam etmiş 🙂 Manhattan köprüsünün hemen altında DUMBO adı verilen bir yer var. (Down Under the Manhattan Bridge Overpass) Burası NY’un manzarasını izlemek için ideal bir yer. Hatta aşağıdaki resimin orada çekildiği düşünülürse bence NYC manzarası izlemek için en ideal yer. DUMBO’ya gitmek için metro ile York Street istasyonuna gidebilirsiniz. Bu arada DUMBO çıkışı Brooklyn köprüsü üzerinden Manhattan’a yürürseniz hem köprüden geçmiş, hem de güzel manzaraya karşı güzel bir yürüyüş yapmış olursunuz. DUMBO’nun hemen arka tarafında Home TV izleyenlerin mutlaka bileceği Jacques Torres’in çikolota dükkanı bulunuyor. 🙂 Gitmişken uğrayıp oradan da çikolota alabilirsiniz.

Şehrin güney kısmında 5th Avenue’nun bittiği yerde Flatiron bulunuyor. Burası meşhur üçgen biçimli gökdelen, ilk yapıldığı zaman daha etkileyiciymiş tabii şimdilerde diğer gökdelenlerin yanında biraz küçük kalmış ama şekli yine de çok dikkat çekici. Flatiron’ın hemen karşısında Eataly adı verilen bir çarşı var. Burası içeride İtalyan mutfağına ait herşeyi bulabileceğiniz bir çarşı. İsterseniz direk olarak satın alıyorsunuz, isterseniz oturup yiyip içiyorsunuz. Kahve, dondurma, pizza, panini, peynir, makarna, meyve, sebze vs vs aklınıza ne geliyorsa var bu çarşıda. Kesinlikle gitmenizi yemek yiyip üzerine Lavazza’da bir kahve içmenizi tavsiye ederim.

Yine güneyde Soho Tribeca bölgesi restaurant ve cafeler bölgesi olarak adlandırılabilir. Biraz Nişantaşı havasında. Flatiron’dan Soho’ya giderken Halloween Adventure Store isimli bir mağaza var yol üzerinde içerisi gerçekten çok güzel bir sürü eğlenceli kostüm ve malzeme var, gezerken rahat rahat yarım saatinizi harcayabilirsiniz. Mağazayı gezdikten sonra Soho’ya devam edebilir, orada öğle yemeğinizi yiyebilir, bir kahve içebilirsiniz. Restaurant önerilerini ayrıca vereceğim.

Soho ve Tribeca’ya gitmişken hemen oradan China Town ve Little Italy’e geçebilirsiniz. Bu iki bölge hemen yanyana, adından da anlaşılacağı üzere China Town Çinlilerin bulunduğu dükkan ve restaurantların çin ürünleri ile dolu olduğu bir bölge. Onun hemen yanındaki Little Italy’de ise bir çok İtalyan restaurant’ı yanyana sıralanıyor. Gidilip görülmeli kesinlikle… Ben Cafe Palermo diye bir cafe’de oturup kahve içtim, hava almak ve dinlenmek açısında değerlendirilebilir.

Şehrin yine güney kısmında 9/11 Memorial Site ziyaret edilebilir. Dünya Ticaret Merkezi yeniden inşa edilirken, inşaatın hemen karşısında bulabileceğiniz bu yerde 9/11’de yaşananlar ile ilgili tüm detayları izleyebilir ve o güne tanıklık edebilirsiniz. Dünya Ticaret Merkezinin yenileri de inşaa edilmeye başlanmış, yakın gelecekte açmayı planlıyorlar. Memorial Site’a gelmişken meşhur finans bölgesi Wall Street’e de uğrarsınız. Çok bir şey beklemeyin ama bildiğiniz bir sokak işte 🙂

Amerika’ya gidip de bir gökdelene çıkmamak manasız olur heralde. Ben tercihimi Empire State’dan yana kullandım ve şehre bir de yukarıdan baktım, ama dilerseniz siz Rockefeller’a da çıkabilirsiniz. Aynı tadı oranın da vereceğini tahmin ediyorum.

Müze gezisi olarak sadece MOMA ve Museum of Sex’e gittim. MOMA bildiğiniz modern sanat müzesi, biraz Londra’daki Tate Modern havasında ama kesinlikle çok başarılı. Sadece bir noktadan sonra Modern Sanat biraz fazla gelmeye başlayabilir. O da size kalmış 🙂 Museum of Sex ise Sex’in tarihçesine giren, dünyadan porno ve sex’in gelişimini gösteren bir müze. Çok etkileyici olduğunu söyleyemem. Flatiron ve Eataly’in hemen karşısında, yolunuz düşerse gidilebilir.

Meşhur Central Park Manhattan’ın nerdeyse 5’te birini kaplıyor. Süper bir dinlenme yeri, çimlere yatın dinlenin. O kadar yürümenin üzerine Central Parkı uyuma mekanı olarak kullanabilirizsiniz. Dinlenip gezmeye devam etmek için tabiki…

Alışveriş

Takdir edersiniz ki New York’a gidince alışveriş yapmadan dönmeniz mümkün değil. Bir kaç alışveriş önerisi vereyim. Öncelikle ilk iş olarak araba kiralayıp Woodbury Common Outlet mağazalarına gidin derim. Yaklaşık 45 dk-1 saat uzaklıkta olan bu merkezde bir çok markanın outlet mağazası var. Oradan çok alışveriş yaptım ama sonrasında farkettik ki indirim zamanı olduğu için aslında şehir merkezinde de fiyatlar çok farklı değilmiş. Yani bence şehirde indirim olma durumuna göre gidip gitmeyeceğinize karar verin. Ama ne olursa olsun her durumda orada uygun fiyata alışveriş yapmama gibi bir durum yok, değerlendirip 1 gününüzü Woodbury’de geçirebilirsiniz. 

Şehir içinde 5th Avenue ve 34th Street en temel alışveriş caddeleri. 34. caddede büyük bir Macy’s var. Dünyanın en büyük department store’u olduğunu iddia ettiler. Doğru olabilir zira ben bir kaç kez içinde kayboldum diyebilirim, denemenizde fayda var.

Time Square’de M&M ve Disney Store var. Özellikle M&M’de kendinizden geçiyorsunuz. Her taraf bonibonlarla dolu ve rengarenk bir dükkan, uğramanızı tavsiye ederim.

Elektronik eşya almayı planlıyorsanız B&H Teknomarket’e uğrayın. Gerçekten çok fazla çeşit var ve fiyatlar da Türkiye’ye göre oldukça uygun.

Kıyafet ve ayakkabı alışverişlerinde önereceğim yerler; Hollister (Abercrombie gibi), Nine West, Aldo, Century 21, Forever 21. Woodbury’deki tüm mağazalar özellikle; Tommy, Gap, Ralph Lauren, Armani Exchange vs vs 🙂

Bir de tabii 5th Avenue üzerindeki Apple var. İçerisi bildiğiniz pazar yeri gibi. Ipad, Iphone ve her tür Apple ürünü var. Dilerseniz uygun fiyata almanız mümkün elbette.

Son olarak da NBC’nin dizileri ve dizi karakterleri ile ilgili orjinal eşyalar bulabileceğiniz NBC Experince Store’a uğramanızı öneririm. Efsane dizilerinizle ilgili her türlü objeye ulaşabilirsiniz.

Yiyecek – İçecek

Aslında en uzun kısmı buraya ayırmam lazım sanırım çünkü sürekli olarak yedim içtim diyebilirim 🙂 O kadar yürüyünce acıkıyor insan tabii 🙂

Hangi birinden başlasam bilemedim ama kahvaltı için önerilerim Brooklyn Bagel ve Skylight Diner. Brooklyn Bagel adı üstünde bagelci. (Amerikan simiti denebilir sanırım buna ) Bagel’ı isterseniz sade isterseniz değişik malzemeler koydurup yiyebilirsiniz. Skylight Diner ise o Amerikan filmlerinde görmeye alıştığımız kocaman kahvaltı tabaklarını bulacağınız yer. Yumurtalar, omletler, pastırmalar, pancake’ler falan… İkisi de önerilir.

Yine kahvaltılık alabileceğiniz bir pastane Sarabeth’s Cupcake. Kekler, cupcake’ler gerçekten çok başarılı. Günün hangi saati giderseniz gidin güzel kekler, ekmekler bulmanız mümkün.

Söz pastanelerden açılmışken, benim favorim Magnolia Bakery. Efendim bir çok cupcake var burada da, önünde de içeri girmek için bir sıra var 🙂 Ama çabuk geliyor merak etmeyin 🙂 Ancak bence cupcake yerine burada kesinlikle banana puding yemelisiniz. Benim gibi meyveli puding meraklısı olmayan bir insana bile kaşık kaşık yemeyi başartmıştır. Zira bir muz pudinginden ötedir kendisi. İçerisinde muz parçaları ve kek parçaları olan bir muzlu puding diyebilirim ama tarifi zor. Kesin yiyin. Aynı isimle Türkiye’de Cookshop yapıyor bu pudingden ama havasından mı suyundan mı bilinmez Magnolia başkadır, ayrıdır…

Soho’da yemek için deneyebileceğiniz güzel bir restaurant var, Cipriani. Uygun fiyat arayışınız varsa tavsiye edemem ama yemeklerin çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Kendisi İstanbul Levent’te de var ama NY’da da gitmenizi tavsiye ederim.

Öğle yemeği için Chipotle Meksika restaurantlarını önerebilirim. Bunlar zincir şeklinde McDonald’s gibi her yerde var. Açık büfe şeklinde önünüzde et, tavuk, pirinç, fasulye, yeşillik, soslar, mısır vs gibi bir çok çeşitten istediğinizi seçip bir dürüm ya da tabak hazırlatıyorsunuz. Bir kaç öğle yemeği burdan çıkabilir. Keşke Türkiye’ye de gelseler… (Bir gezimde Londra’da da karşılaştım kendileriyle çok mutlu oldum 🙂 )

New York’a gitmişken bir steak yemek lazım derseniz Tre Dici restaurant’a gidin. Menüler biraz büyük yalnız aklınızda olsun tabağı bitirmek çok mümkün olmuyor. Ama çok lezzetli.

New York’da şu ana kadar hayatımda yediğim en güzel hamburgeri yedim. Madison Square Garden’ın içerisinde ufak bir büfe, Shake Shack. Ama hamburger almak için 11’de gittiğimde bile 20 dakika sıra bekledim desem heralde anlarsınız durumu… Hamburgerin yanına peynirli patates kızartması almanızı da öneririm. Türkiye’de de açıldı sonunda Shake Shack, biri İstinye Park, diğeri de Tünel’de. Şiddetle tavsiye ederim.

Anlattıkça bitmiyor, zira NY’da gerçekten güzel restaurantlar var 🙂 Aquagrill önereceğim diğer bir yer. Deniz ürünü yemek isterseniz, kesinlikle tavsiye ederim. Ama istiridye konusuna alışamamış bir insan olarak o konuda ciddi sıkıntı yaşadım diyebilirim. Yani muhtemelen benim damak tadıma uymadı bilmiyorum ama bu kadar deniz ürünü delisi bir kişiyi bile denizden ve ürününden soğutan bir yemek olamaz kesinlikle :))  Yani bu tabii restauranttan bağımsız bir şey, çünkü ben yüzümü ekşitirken yanda insanlar istiridyeleri güp güp götürüyordu 🙂  Restaurantta diğer yediğim şeyler gerçekten başarılıydı.

Son olarak hem gezmek, hem yemek yemek için gidebileceğiniz bir diğer yer, Chelsea Market. Burada hem yemek alışverişi yapabilir, hem yiyebilirsiniz. Eataly’inin daha genel versiyonu aslında. Marketin içerisinde bulunan Lobster Place isimli yerden isterseniz çiğ isterseniz pişmiş deniz ürünü almanız mümkün. Ayrıca hemen orada taze taze suşi yapıyorlar ve kesinlikle çok lezzetli. Suşi ve deniz kabuklusu sevenler denemeli.

Eğlence
Gece eğlence için en gidilesi yer Meatpacking bölgesi. Burada bir çok restaurant, pub, bar ve disco buluyor. Denediklerimden bazıları;

Bierhalle: Meşhur Alman biracısı 🙂 Bildiğiniz tahta banklar ve bira, konsept bu 🙂 October Fest havasında. Bira içmek için güzel.

Gansevoort Otelin Roof’u: Burası gerçekten çok güzel. NY manzarasına karşı içki içebilirsiniz. Erken gidin dışarıda yer bulmak biraz zor oluyor. (adı Plunge bar sanırım)

Cielo Club: Burası gece dans etmek isterseniz gideceğiniz yer. İçeride özellikle baya bir zenci vardı, gerçekten güzel dans ettiklerine tekrar kanaat getirdim 🙂 Hani Sex and the City’de genelde klüplere girmek için sırada beklerler ya işte bu clublar onlardan 🙂 Zaten bir tanesine gittik rezervasyon olmadığı için geri çevrildik, sonra buna girebildik. Oldukça güzeldi.

Tatilden benim aklımda kalanlar bunlar… Umarım siz daha da fazlalarını görüp gelirsiniz 🙂 İyi Tatiller…

Bu gezinin magnetleri şöyle;

Related Images

Leave a Comment