FİNLANDİYA – Helsinki ve Laponya Gezisi

Bambaşka bir dünyaya doğru yola çıktım bu sefer. Ana hedef Laponyaydı ama vesile ile Helsinki’de de 1,5 gün geçirme fırsatım oldu. Önce Helsinki ile başlayayım. Daha önce İskandinav şehirlerinden Kopenhag ve Stockholm’e gitmiştim, diyebilirim ki Helsinki aralarında en yapacak birşey olmayanı 🙂 Yani üzgünüm ama bence öyle… Ama Laponya öncesi güzel bir durak olarak kullanılabilir.

Helsinki’de kalacaksanız merkez tren istasyonuna yakın bir yerde kalmanızı tavsiye ederim çünkü tren istasyonu şehrin tam merkezinde olduğu için hem gezilecek alanlara yakın, hem de havaalanına erişim için oldukça ideal. Şehrin hemen her yeri alışveriş merkezleri ile dolu. Hemen hepsi de gayet güzel, alışveriş merkezi gezmeyi sevenlerdenseniz gitmenizde fayda var. En meşhurları Sokos, Kamppi ve Stockmann. Şehirde bir de design district var, bu bölgede birçok dizayn dükkanı mevcut, özellikle ev eşyaları bölümlerinde saatler geçirebilirsiniz.

Kışın hava 2:30-3:00 gibi kararmaya başlıyor ve hava oldukça soğuk, hazırlıklı gitmenizde fayda var. Eldiven, bere, atkı, içlik olmadan dışarıda uzun süre dolanmak pek mümkün değil. 

Helsinki’de birçok Michelin yıldızlı restaurant var. Buraya listesini bırakıyorum. Bence gitmişken en azından birini deneyin. Ben Passio’yu denedim ve çok memnun kaldım, yediğim her şey çok ama çok güzeldi.

Helsinki’ye gitmişken Taş kiliseyi ve Senato meydanını görmenizi öneririm. Senato meydanındaki Lutherian kathedrali sadeliği ile dikkat çekiyor. Taş kilise ise adından da anlaşılacağı üzere büyük bir kayanın içine oyulmuş. Kilisenin dışardan taş görüntüsünün aksine içeriden modern ve ferah bir görüntüsü var.

Finlandiya’nın en önemli ve meşhur çikolatacısı Karl Fazer. Helsinki’de birçok Fazer mağazası bulunuyor. Burada hem müthiş çikolatalardan alabilir, hem binbir çeşit pastalardan yiyebilirsiniz. Ayrıca çok çeşitli kahvaltı menüleri de bulunuyor, hatta açık büfe kahvaltı dahil veriyorlar. Denemenizi öneririm.

Şimdi gelelim seyahatimizin asıl amacına yani Laponya’ya (Lapland). Helsinki’den Rovaniemi’ye uçak ile ya da tren ile gidebilirsiniz. Tren bir hayli uzun (8 saat) sürdüğü için tercihen uçak ile (1,5 saat) gitmenizi öneririm. Rovaniemi tam kutup dairesi sınırında bir bölge. Laponya adına yapacağınız tüm aktiviteleri burada yapabilirsiniz. Ancak burası biraz daha turistik bir bölge olduğu için aktiviteler de aynı seviyede. Burada ne demek istediğimi ayrıca anlatacağım. Türk turlarının hemen tamamı direk olarak Rovaniemi çevresinde kalıyor. Ben araba kiralayarak yaklaşık 300km daha kuzeye, Saariselka’ya gitmeyi tercih ettim. Öncelikle şunu belirteyim Laponya’da karda nasıl araba kullanacağınızdan korkmanıza gerek yok. Kiraladığınız arabanın lastikleri çivili kar lastiği, kayma problemi yok yani. İstanbul’dan daha rahat araba kullanacağınız kesin.

Saariselka Rovaniemi arası yaklaşık 3 saatlik bir yol. Saariselka çok butik güzel bir yer ve Laponya’ya özgü husky turu, ren geyiği turu, kar motosikleti keyfi, donmuş gölde balık tutma gibi tüm aktiviteleri burada yapmanız mümkün. Eğer siz de benim gibi bireysel planınız ile gidiyorsanız, gitmeden önce otelinizle bu turlardan istediğinizi konuşup rezerve etmenizde fayda var. Turlarınızı tercihen Lapland Safaris isimli şirketle yapmanızı öneririm.

Biz tatilimize husky turu ile başladık. Yalnız acemiliğimiz nedeniyle bu turu Lapland Safaris yerine Extreme Husky isimli bir şirket ile yaptık. Adından da anlaşılacağı gibi sıradışı bir deneyim oldu bu bizim için. Macera olsun diye turu 4 saat alınca ve firma kayak kıyafetlerimizin üzerine hiçbir ek kıyafet vermeyince bir miktar donma tehlikesi geçirdik diyebilirim. Öncelikle Laponya’da kış aylarında havanın 3’te karardığını söylemem lazım, bizim turumuz 6’da başlıyordu. Zifiri karanlıkta, -25 derecede üzerimizde sadece kayak kıyafetleri olacak şekilde bir husky turuna çıktık. Turun ilginç bir diğer tarafı da husky kızaklarını direk bizim sürmemizdi, yani öyle ben oturayım, beni biri gezdirsin şeklinde değildi tur. Tam 4 saat tek ayak üzerinde (diğer ayak frende) önde huskyler arkada siz ciddi bir eforla ilerliyorsunuz. Kızağı süren aktif efordan yoruluyor ama üşümüyor, kızak üzerindeki ise hiç hareket etmediği için donuyor. Her türlü zor yani. 

O an yaşarken hoş gelmemekle birlikte sonrası için ciddi bir deneyim olarak kaldı tabii bu benim aklımda. Yani bir daha nerede huskylerin arkasında kızakla donabilirim ki? Hem bir daha nerede gruptaki Hintli teyzenin 2 kere kızaktan düştüğü için sinir krizi geçirdiğine tanıklık edebilirim ki! Neyse ki teyzeyi üstü kapalı ambulans kızakla gelip aldılar da çığlıklardan kurtulduk 🙂 Neyse yani size iki önerim olabilir. 1- Daha kısa tur alın, 4 saate gerek yok, 2-Kesinlikle üzerinize ekstra kıyafet giyin. Bir de el ve ayak parmaklarınızın donmaması için ped şeklinde ısıtıcılar satılıyor, onlardan kesin edinin 6-8 saat ısıtıcı etkisi var bu pedlerin ve el, ayak parmaklarınızı sıcacık tutuyor. Ben malesef bunları ikinci gün öğrendim 🙁

Neyse ilk günkü husky turu sonrası ben turlardan biraz korkuyordum açıkçası. Ama sonraki turların tamamını caanım Lapland Safaris’ten alınca sıkıntı kalmadı. Tulumları, yünlü çorapları, yünlü eldivenleri giydim robocop gibi gezdim. Bildiğiniz fırın 🙂

Kesinlikle yapın diyeceğim üç tur daha var. Biri geyik safari, önde ren geyikleri arkada siz, öyle ormanın ortasında gezmece. Tercihen gündüz yapın etrafı görün diyeceğim ama meşhur kuzey ışıkları da gece çıkıyor. Gece çıkarsanız onu görme ihtimaliniz var. Siz karar verin yani gece mi, gündüz mü. Ben gece gittim, kuzey ışıklarını da göremedim malesef. Hava bulutluydu çünkü. Bulutlu havada gözükmüyor malesef kendileri. 

İkinci tur snowmobile dedikleri kar motosikleti turu, gerçekten çok keyifli. Yapamam diye düşünmeyin kesin alın. Diğeri ise buz tutmuş gölde balık tutma turu. Benim gittiğim turda balık tutabilen olmadı ama deneyim bile çok keyifliydi.  Daha önce belirttiğim gibi bu turları Rovaniemi’de de yapabilirsiniz, sadece benim gördüğüm kadarıyla orada bunlar biraz daha turistik hale getirilmiş. Yani mesela husky turu yarım saat sadece ve siz oturuyorsunuz biri sizi kızakla gezdiriyor. Evet donma riskiniz olmuyor belki ama hayatınız boyunca bir daha nerede bir husky kızağı süreceksiniz ki???

Lapland hemen her adımında bana bunu hissettirdi açıkçası, bambaşka bir dünya. Son zamanlarda seyahatlerimde mevcutta alışık olduğum şeyler dışında aktiviteler yapınca zevk almaya başladım. Bana farklı gelmeyen yerler çok da yer etmiyor açıkçası. Lapland tamamen bambaşka bir deneyim olduğu için ben çok beğendim. Sıkı giyinir ve hazırlıklı giderseniz hiç sıkıntı yaşamazsınız. Yani burada 3-4 gün kar yağınca hayatımızın felç olduğunu düşünecek olursanız, adamların aylarca kar altında sıfır sıkıntı ile yaşamalarına hayran kalmadan duramıyorsunuz. Turların güzelliği ise tam olarak da kendileri nasıl yaşıyorsa size onu yaşatmak istemeleri. Yani onlar normal hayatlarında snowmobile kullanıyorlar, size de kullandırıyorlar. Normalde husky ya da ren geyikleri ile ulaşım sağlıyorlar, size de öğretiyorlar gibi düşünebilirsiniz. Bu deneyimi yaşamak gerçekten çok keyifli.

Kuzey ışıkları konusuna gelecek olursak, o gerçekten bir şans işi. Benim gidip de öyle fotoğraflardaki gibi gören bir arkadaşım olmadı hiç, ben de dahil. Hatta bir ara gerçekten var olup olmadığından, bir turizm yalanı olduğundan şüphelenmedim değil 🙂 Ama varmış, öyle dediler. Havanın çok soğuk, çok açık ve ay ışığının az belirgin olduğu günlerde net görünüyormuş. Yakalayabilirseniz ne mutlu size 🙂 Ben şimdi bir de İzlanda’yı mı denesem diyorum 🙂 Alternatif olarak uçak turu (kişi başı 400 EUR) öneriyorlar, bulutların üzerine çıkıp kuzey ışığı aramak için, ama görüp göremeyeceğiniz meçhul. Değer mi bilemedim.

Laponya’ya Türkiye’den çok tur gidiyor, kimi direk Rovaniemi’ye gidiyor, kimi ise Helsinki üzerinden gidiyor. İngilizce biliyorsanız tura gerek olmadığını düşünüyorum. Etrafta İngilizce bilmeyen bir kişi yok inanın, istediğiniz her konuda size yardımcı olacak birileri var. 

Laponya’da geyik eti denemenizi öneririm. Saariselka’da Pirkon Pirtti isimli restauranta kesinlikle gitmelisiniz. Yediğim her şey çok güzeldi. Ayrıca birçok yerde konserve geyik eti satılıyor, öyle çok bir özelliği yok ama isterseniz alıp Türkiye’ye de getirebilirsiniz.

 

 

Tatilin son gününde ben Rovaniemi’ye geçip meşhur Santa Claus köyünü (Noel Babanın Köyü) ziyaret ettim. Burası özellikle çocuklu aileler için ideal. Köyde Noel babayı ziyaret edebilir, onunla fotoğraf çektirebilirsiniz. (3 saatlik bir sıra beklerseniz tabii) Yılbaşına denk gelince daha da bir eğlenceli oldu tabii benim için. Husky çiftliği, ren geyiği turu gibi aktiviteler daha önce belirttiğim gibi daha butik haliyle burada da var. Bence buranın en eğlenceli yanı Noel Babanın posta ofisinden kendinize kart yollayabiliyor olmanız. Çok değişik bir deneyim. Ben kartları yolladım, şimdi gelmesini bekliyorum 🙂

Santa Claus Village’da bir de Kardan Adamın Dünyası (Snowman’s World) var. Burada buz bar, buz otel, buz restaurant ve tamamen buzdan yapılmış bir aquapark var. Aquapark derken sadece hayal edin diye söylüyorum, su yok buz var. Şambrelinizi alıp döne döne buzdan aşağıya kayıyorsunuz. Yani Santa Claus köyünde eğlenmek için çocuk olmanız da gerekmiyor anlayacağınız.

Sözün özü ben çok beğendim Laponya’yı. Yepyeni bir deneyim yaşattı bana. Hayatımda hiç görmediğim bir dünyaya girdim ve kısa süreli de olsa çok beğendim.

Keyifli geziler.

 

 

 

Related Images

Leave a Comment