Gölyazı, Tirilye (Zeytinbağı) Gezisi

Uzun zamandır fotoğraflarını görüp gitmek istediğim bir yerdi Gölyazı. Kısa 29 Ekim tatilini fırsat bilip 2 günlüğüne Gölyazı-Tirilye gezisini yapmak istedim. Yenikapı’dan feribot ile Mudanya, oradan da 40-45 dk’da Gölyazı’ya gidilebiliyor.
 
Gölyazı aynen fotoğraflarda gördüğünüz gibi sakin ve müthiş manzaralı bir ufak adacık. Adaya varır varmaz gözlemeli bir kahvaltı sizi bekliyor. Zaten hemen her yerde gözlemeciler var. Yemeden dönmeniz pek mümkün değil. Adayı önce yaya olarak gezip ardından ufak bir tekne turu yapmanızı öneririm. Tekne turunda nilüfer çiçeklerini de görebiliyormuşsunuz. Tabii bu mevsime göre değişiyor sanırım, ben turda bir nilüfere rastlamadım şahsen 🙂 Ama nilüferleri görmeseniz de tekne turu gerçekten çok keyifli, Uluabat gölünün eşsiz manzarında güzel bir gezinti olacağını söyleyebilirim.
 

 

 

Köy meydanındaki meşhur çınar, Ağlayan Çınar. Çınar 700 küsür yaşında ve hala dimdik… Yanında bir çay içmeden dönmemeli.

 

 

Mezarlık tepesinden görünüm…

Tekne turu

 

 
Biz Faik Bey Konağında kaldık. Mekan gayet güzel sabah kahvaltısı muhteşem. Ancak enteresan şeyler de yok değil. Ada kendini geliştirme gereği duymamış pek gibi gelmedi değil. Akşamüstü sütlü kahve istediğimde süt olmadığını söylediler. Soğuk süt koyun dedim, o da yok dediler. Midem biraz kötü olduğu için beyaz peynirli tost istedim, kepek ekmeği bir kenara tost yapamadıklarını sadece gözleme verebileceklerini söylediler. Peynir – ekmek alsam dedim, yok dediler. Müşteri memnuniyeti biraz hak getire yani 🙂 Neyse bakirlik güzel tabii ama aslında çok da fazla bir şey istememiştim gibi gelmiyor değil. Neyse sabah kahvaltısı sonrası unuttum bu küçük kızgınlığı, kahvaltı gerçekten güzeldi. Fotoda olmayan sigara böreği ve anne usulü kızarmış patatesi ayrıca belirtmek isterim. 🙂

 

 

 
 
 

 Gölyazının en güzel zamanı günbatımı…

 

 

 

Akşam yemeği için en güzel seçenek, Apolyont restaurant. Göl balıklarından benim favorim yayın, sonra turna. Afiyetle yedik. Tek kötü tarafı adada içki yok, öyle rakı balık yapayım diyemiyorsunuz. İlle içki isterseniz hemen adanın çıkışında içkili bir restaurant bulunuyormuş. Biz gerek görmedik ve Apolyont’a bıraktık kendimizi. Pişman olmadık.

 

 

Güzel batan güneş, çok da güzel doğuyor…

 

 

Biz Gölyazı’da konaklamayı tercih ettik ama aslında Gölyazı Tirilye için bir tam gün de yeterli olabilir gibi geldi bana. Sabah erken yola çıkar, gece dönerseniz sığdırmanız mümkün. Acelenize bağlı…
 
Tirilye güzel sahili ve küçük sevimli Rum evleri ile görülmeye değer. Zaman içinde yeni yapılamalar bir miktar o tadı bozsa da eski Rum kasabası havasını direk alıyorsunuz. Mübadele anlaşması sonrasında bölgedeki Rum’lar Yunanistan’a gitmiş, Selanik ve Girit’ten gelen Müslüman-Türk göçmenler de buraya yerleştirilmiş. Genelde yazın Halkidiki’den atalarının eski evlerini görmeye Yunan turistler geliyormuş. 
 
Tirilye’ye gitmişken zeytin ve zeytinyağı da almakta fayda var elbette.  Zaten sokaklarda gezerken köylü kadınlar ile karşılaşıyorsunuz, turşu, reçel, zeytin, zeytinyağı hepsinin en tazeleri sizi bekliyor.

 

 

 

Evlerin ve Taş Mektebin yanından sıyrılıp tepeye çıkınca Çamlı Kahve bekliyor sizi. Müthiş manzaraya karşı güzel bir Türk kahvesi içmek için ideal. 

 

 

Tirilye sahilde bir sürü balık restaurant’ı bulunuyor. Bir çoğunda içki de var.

 

Tirilye Fatih camii, 600-800 yıllarında kilise olarak yapıldığı, Kanuni döneminde kiliseden camiye çevrildiği söyleniyor.

 

 

Tirilye’de garip restorasyona sahip bazı çeşmeler de gördük, keşke Türkiye’de hiçbir şey restore edilmese diye düşünmeden edemedik… 🙂

Dönüşte Yalova’da IDO feribot iskelesinin hemen karşısındaki Özbaşkanlar Kasap’ta etimizi de yiyip dönüyoruz biz. Size keyifli geziler…

 

Related Images

Leave a Comment