İtalya – Cenova, Cinque Terre Gezisi

Hiç aklımda yokken Fransa diye çıktığım tatilin bir anda rüya şehrime (şehir değil aslında da neyse) gitmemle tamamlanması benim için paha biçilemezdi gerçekten. Yaklaşık 1 senedir görmek istiyorum diye inlediğim Cinque Terre’e tamamen tesadüfen gitme şansım oldu. “Eee Fransız Rivierası bu kadar, daha da 2 gün var şu senin köye mi gitsek?” diyen arkadaşım sayesinde, araştırmalara giriştik. Trenlere baktık direk Nice’den çok uzun olduğunu görünce acaba arada Cenova’ya gitsek hatta orada mı kalsak dedik vs derken kendimizi mini bir İtalya tatilinde bulduk. İyi ki de bulduk 🙂

Nice Cenova arası 3-3,5 saat sürüyor. Cenova çok güzel tipik bir İtalyan şehri. Arkadaşımın daha önceden tanıdığı ve Cenova’da yaşayan bir arkadaşını da aradık gitmişken otel, tren vs sormak için. Kendisi gittiğimiz gün öğle yemeğinde bizimle buluşup gerekli tüm turistik bilgileri de verdi sağ olsun 🙂  Böylece Cenova’da ne yenir, ne içilir, neresi gezilir, Cinque Terre’ye nasıl gidilir hepsini öğrenmiş olduk ve İtalya başladı!

Şehir çok güzel, insanlar hep yardımcı. İtalya’da olduğunuzu hemen anlıyorsunuz. Keyifli, eğlenceli ve hareketli insanlar karşılıyor sizi. Snob Fransız’lardan daha iyi. Yani tamam Fransızlar da çok kötü değiller ama net bir İtalyan da değiller 🙂 Akdeniz insanı candır 🙂

Cenova’da bir çok küçük meydan var. Biz otelimize çok yakın (otel iyi olmadığı için önermeyeceğim. Booking.com’un kazığıdır kendisi – Hotel Cairoli) Bar Cavo isimli eski bir cafe’de kahve içerek başladık güne. Bar Cavo bizim İnci pastanesi tadında, çok eski ve tatlıları ile ünlü bir cafe.

 
Güzel bir sahil kıyısı var Cenova’nın. Hemen sahilde New York’tan bildiğim Eataly’i görünce kendimden geçmişim. O dönem Zorlu’daki Eataly henüz açılmamıştı, büyük heyecan yaşadım o sebeple. Bilmeyenler için, Eataly içerisinde bir çok mağazanın bulunduğu, kendinizi İtalya’da hissettiren bir market. Mazağalarda peynir, şarap, makarna, kahve, şekerleme vs gibi her tür İtalya’ya özel malzemeyi bulabiliyor, yandaki cafe/restaurantlarda de bunların tadına bakabiliyorsunuz. Yani hem market, hem restaurant konseptinde bir yer. Ben yine makarnalara ve binbir tane domates sosuna daldım elbette.

 

İlk yemeğimizi İtalyan arkadaşın önerisi ile Osteria di Vico Palla’da yedik. Önermese gidip bulmamız mümkün olmayan bir yerdeydi restaurant. Ancak sonra otel görevlisi ile konuşurken Cenova’nın en çok önereceği restaurant’ı olduğunu iletti kendisi.

 

Restaurant menüsü, biz pek bir şey anlamadık ama yediklerimiz efsaneydi. 🙂

Bu Mandilu al Pesto (pestolu mendil makarna 🙂 ), müthişti 🙂

Bu da muhteşem soslu baby kalamar. Moscardini Novelli Affogati

 

Şehirde gidilmesi gereken iki tane meydan var. Biri eski şehrin tam göbeğindeki St Lorenzo Katedrali’nin hemen önü, diğer büyük olan ise P. De Ferrari (Ferrari Meydanı). Alışveriş için 2 tane cadde var, lüks alışveriş isterseniz v. Roma caddesine, standard alışveriş için v. XX Settembre caddesine gitmenizde fayda var. 🙂 Bu iki caddeye de Ferrari meydanından direk ulaşabiliyorsunuz. (Lüks / Standard ayrımı ve anlayışını size bırakıyorum, gidince anlarsınız zaten 🙂 )

 

 

 

 
 

İtalya’da pastalar elbette muhteşem. Bu pastanelerde bir de Focaccaia isimli ekmekler satılıyor. Bu zeytinyağlı kekikli değişik bir ekmek. Denemenizde fayda var. Ben sonra kendisini evin orada Safranbolu fırınında da buldum 🙂 Şaka değil, gayet de güzel yapıyorlar.

Cenova sokakları…

 
 
Yemek – içmek için öneriler…
 
Pizza için La Funicolare. İngilizce menüleri yok malesef, turist gelmeyen bir yerde sadece lokallerin gittiği akşam rezervasyonsuz gidilmeyen bir pizzacı. Biz öneri üzerine gittik. Muhteşem 2 pizza ve şarabı afiyetle mideye indirdik.
 

 

 

 

 
İçki içmek için sahildeki Balcone ya da I Tre Merli isimli restaurant önerildi. Dondurma için ise pizzacıya çok yakın Don Paulo isimli bir dondurmacıya gittik biz, yine öneri üzerine. Ve oldukça memnun kaldık. Özellikle aromalar muhteşem. Kahveli, tiramisulu, çikolatalı, bisküvili gibi dondurmalar özellikle önerilir.
 

CINQUE TERRE

Cenova’da iki adet tren garı var, her ikisinden de La Spezia trenine bindiğinizde yaklaşık 1,5 saat sonra kendinizi Cinque Terre’de bulabilirsiniz. Burası 5 tane balıkçı köyünden oluşan bir bölge. Buradan tek beklentinizin muhteşem manzara olması gerekiyor. Çünkü gerçekten ömrünüzde görmediğiniz bir güzellikle karşı karşıya olduğunu söyleyebilirim.

Köyler arasında trekking yapmanız mümkün. Ya da ben o kadar yürüyemem derseniz trenle de bu köylere tek tek gidebilirsiniz. Ama daha iyisi için 12 Euro’ya günlük pass alıp köyler arasında yürümeniz elbette. Koltuk değneği ile gelmiş ve yürüyen Avrupa’lı/Amerikalı inatçı insanlar bile gördük biz. Biraz tabana kuvvet derseniz ömrünüzde görmediğiniz manzaralarla karşılaşabilirsiniz.

 
Aşağıdaki Vernazza, bence köylerin en güzeli. Cinque Terre diye google’a girince genelde en çok çıkan fotoğraf da zaten bu köye ait.

 

 

Bu da Riomaggiore’den bir görünüm…

 
Kısaca köylerden bahsetmek gerekirse; Monterosso, Vernazza, Corniglia, Manarola, Riomaggiore.
 
Monterosso: Köylerin en büyüğü ve Cenova’dan gelirken ilk durak. Burada denize girmek mümkün oluyormuş, diğerlerinden farklı olarak sadece bir yamaçtan oluşmuyor, aşağıda denize sıfır olan bir bölümü de mevcut.
 
Vernazza: İkinci köy. Daha önce de dediğim gibi bence köylerin en güzeli. O resimlerde gördüğünüz köy. Rengarenk evler, tepeden bir görünüm ortada bir kilise. Denize girilecek çok bir yer yok, bir tepeden aşağıya küçük bir balıkçı kasabasına bakıyorsunuz diyebilirim aslında. Ama tabii hemen deniz kenarında da bir kaç restaurant ve cafe bulunuyor. Bu arada, Ekim ayı olmasına rağmen çok turist vardı, özellikle Alman ve Amerikalı turistlerle doluydu köyler.
 
Corniglia: Bu ada denizden ulaşılamayan tek ada. Yine rengarenk evler, yine bir tepe. Manzara yine güzel..
 
Manarola: Yine bir tepe, yine rengarenk evler… Romantik bir köy denebilir buraya.
 
Riomaggiore: En sondaki köy. Bence en güzel ikinci köy. Manarola ile arasında Via dell’Amore isimli aşk yolu ile bağlanıyor. Görmekte fayda var. Sokaklar tüm İtalya’da olduğu gibi dar, evler insanlar iç içe, rengarenk.
 
 
Öğle yemeğini La Grotto restaurantta Riomaggiore köyünde yedik. Yemek yine midye, karides ve kerevit üçlemesi 🙂

 

 

Riomaggiore tren istasyonundan deniz, gökyüzü…

 

Bu arada yazın gitsek fotolar böyle çıkacakmış 🙂 Ya da fotoğrafın iPhone 5 ile değil, iyi bir Canon ile çekilmesi gerekiyordu diyelim 🙂
 
 
 
Cinque Terre’ye gidin. Burayı hayatta bir kere görmek gerek. Ama zaman ayırıp bu köyleri yürüyerek geçin, aralardaki muhteşem manzaraları görmeden bitirmeyin seyahati. Ömrünüzün tecrübesi olarak kafanıza yazın.
 
Benim de kendime yeni bir hayal şehri bulmam gerek şimdi, boşluğa düştüm zira. 🙂 Bu sefer daha uzaklara bakacağım. Hayalleri zorlamak gerek bazen… 🙂
 
Keyifli geziler…
 
Bu gezinin magnetleri şöyle;

 

 

Related Images

Leave a Comment