İtalya – Sicilya Gezisi

Hem yaz tatili yapmak, hem de tarihi bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız Sicilya sizin için güzel bir tatil rotası olabilir. Yalnız tercihen Mayıs ya da Eylül aylarında gitmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Ben Temmuz’da gittim 40 derecede gezmek biraz sıkıntı yarattı. Gerçi yazın gittiğinizde de gündüzü deniz tatiline ayırıp, akşam üstü itibariyle geziye geçebiliyorsunuz. Tercih size kalmış.
 

THY’nin Katanya’ya direk uçuşu bulunuyor. 2 saatlik uçuş oldukça kısa olsa da, bana mı denk geldi bilmiyorum ancak küçücük havalimanında bagajların gelmesi yaklaşık 1 saat sürdü. Sonrasında  bir de İstanbul’dan gelen uçaklardaki tüm bagajlar X-Ray’den geçirildi derken, toplam yolculuk 3,5 saat kadar sürüyor diyebilirim.

Katanya adanın Doğu yakasında. Ada deyince öyle küçük bir ada diye düşünmeyin. Araba kiralamadan Sicilya’da gezmeniz mümkün değil. Bu nedenle Sicilya tatilinde birinci ihtiyacınız araba ve Tomtom (Navigator) olacak. Araçları hemen havalimanının dışından kiralayabiliyorsunuz, Sicilya’nın dar sokaklarında rahat dolaşmak ve park etmek için tercihen küçük araç seçmenizi öneririm. Adanın bir haritasını koymakta fayda var. Benim gittiğim bölgeler Doğuda Katanya, Taormina, Messina ve Siracusa. Kuzey’de Cefalu, Monreale, Corleone ve Palermo.

Katanya bence adanın en gereksiz şehri 🙂 Evet bu kadar kesin konuşabilirim bu konuda, THY neden oraya uçmayı tercih ediyor bilemiyorum ama çok manalı bir şehir değil. Ama adanın Doğu kıyısını Batı kıyısından daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Bu nedenle her durumda Katanya’ya uçmak mantıklı bir hal alabiliyor. Şehirde ilk olarak Via Etnea ve Corso Italia caddelerinde alışveriş yapabilir, gezinebilirsiniz. Etnea caddesindeki Bellini Garden sakinlemek ve dinlenmek için ideal bir yer.

İtalya’da hemen her şehirde olduğu gibi Katanya’da da bir Duomo var. Ve tabi ki bu meydanda da bir Duomo Cafe bulunuyor. Bu arada şehrin hemen her yerinde Barok mimarisine rastlamanız mümkün. Alaksız binalarının balkonların altından bile bir heykel sizi selamlayabiliyor.

 

 
 
Meydandaki fil çeşmesi
 

Meydanın hemen arka tarafı balık pazarı. Koku tahmin edebileceğiniz gibi bir hayli keskin ama gitmişken gezmenizi öneririm, hareketli bir pazar.

 

 

Tren istasyonunun hemen yanında biraz nefes almak ve serinleyip dinlenmek isterseniz ufak bir parkın ortasında tüm ihtişamı ile Rape of Proserpina çeşmesini bulabilirsiniz. Zeus’un kızı olan Proserpina mitolojide mevsimlerin sebebi olarak geçiyor, detaylı bilgiye şu linkten ulaşabilirsiniz. Ancak kısaca özetlemek gerekirse; Hades’in kaçırması sonucu Proserpina yeraltında yaşamak zorunda kalır. Bu duruma çok üzülen annesi Demeter’in Zeus’un da yardımı ile Hades ile anlaşır ve Hades’i kızının yılın 3 ayını yer altında (kış ayları), diğer 9 ayını ise yeryüzünde yaşamasına ikna eder. Bu nedenle bu dönemlerde çiçekler açar, hasatlar alınır… Hikaye de, çeşme de güzel. Görmenizde fayda var.

Katanya anfitiyatrosu şehrin hemen merkezinde bulunuyor, seneler önce buralarda gladyatör savaşlarının yapıldığını bilmek bile etkileyici.

Aşağıda fotoğraflarını gördüğünüz Acitrezza (Faraglioni) bölgesinde eski zamanlarda Etna’dan çıkan lavlardan oluşan falezlerin arasından denize girmek isterseniz, zaman kaybetmeyin derim. İlginç bir deneyim. Denize girmek için diğer seçenek de Katanya Sheraton’ın önündeki plajlar, hemen hepsi geceleri de klup oluyor.

 

 

 

Daracık sokaklar, gürültülü insanlar, pazar yerleri, trafik ve araba park etme sorunları ile Sicilya Türkiye’ye bir hayli benziyor aslında. Akşam yemeği için Hosteria del Panda diye bir restaurant’ı tercih ettik biz. Pişman da olmadık. Karidesli ve midyeli makarna güzeldi. Zaten İtalya’ya gittiğinizde haliyle sürekli makarna yiyorsunuz. Sicilya pizza konusunda çok iddialı değil, zaten size pizza değil de makarna öneriyorlar genel olarak. Uzmanlık alanları makarna. Biz de bu çağrıya kulak verdik ve hemen her gün bazen 2 öğün makarna yedik.

Siracusa’daki Ortigia adası Katanya’nın hemen güneyinde yaklaşık 45 dakika uzaklıkta. Buraya kesinlikle gitmenizi öneririm. Ortigia’daki Duomo gerçekten çok etkileyiciydi. Yine tüm İtalya şehirlerinde olduğu gibi bir balık pazarı burada da vardı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ancak beni Siracusa’da en çok etkileyen aktivite ufak bir tekne turuydu. Evet tam turist olduk ve tekne turuna da çıktık. Ancak bu tur bizi muhteşem kayalıklara ve deniz mağaralarına götürdü. Bu muhteşem suda yüzmek gerçekten çok keyifliydi.

Köprünün altından geçerken 🙂

 

 

 

 

 

 

 

Siracusa’daki Neopolis arkeoloji parkı, anfitiyatrosu ve Arşimet’in mezarı da ziyaret edilebilecek yerler arasında. Ortigia’da gün batımı gerçekten çok güzel, sahilde teknelerin arasından gün batımını fotoğraflamanızı öneririm.

Ortigia’da iki güzel yemek yedim. Biri Michelin yıldızlı Porta Marina isimli restaurant’tı, diğeri ise bir aile işletmesi olan Foglia. Benim tercihim Foglia diğeri hem kapalı mekan olması, hem de resmi ortamı nedeniyle mümkünse ikinci tercihim.

Porta Marina – Karidesli Fettuccine

 

 

 

 
 
La Foglia –  Deniz Ürünleri Tabağı ve Mantarlı Ravioli
 

 

 

 

 

 
 

 

 
 

Bu noktada bir ek bilgi vermek istiyorum. İtalya’da kahve konusunda ciddi sıkıntı yaşıyorum. Sadece sütlü kahve içebildiğim için ve İtalya’da Cafe Latte dediğimiz sütlü kahve sadece sabahları içildiği için akşam yemeği sonrası istediğim kahveyi anlatmakta bir hayli zorlanıyorum. Daha önce türlü İtalya şehirlerinde de yaşadığım gibi Sicilya’da da ciddi sıkıntı yaşadım. Sicilya boyunca 3 ayrı yorum aldım bu konu ile ilgili. La Foglia’da garson sütlü istememi anladı ve bir yorumu olmadığını ve sessizce acı çekerek bana kahveyi getirebileceğini söyledi. (suffer in silence). Daha sonra detaylarını vereceğim Taormina’daki bir restaurantta garson, Nesquik mi istediğimi sordu. Sadece sütlü kahve demiştim. 🙂 Bir hayli güldü ama getirdi. Ve son olarak Messina’da bir garson süt olmadığını ama Espresso içerisine bir miktar ricotta peyniri koyabileceğini söyledi ve yaptı. (fena da olmadı 🙂 ) Sonuçta kahveyi sütlü içiyorsanız allah sabır versin. Söyleyin bakalım akşam yemeği sonrası Latte Macchiato verecekler mi 🙂

Gelelim benim Sicilya’da en çok beğendiğim yere; Taormina. Burası Etna’ya adanın en yakın olduğu bölge, tepede küçük bir köy. Sokaklarda gezmek, alışveriş yapmak mümkün. Bir çok restaurant, bar, dondurmacı da bu bölgede. Biz bir gün Irish Pub’a (evet İngiliz turist gibi davrandık), bir gün de bir Jazz Bar’a (Wunderbar) gittik. İkisi de gayet güzeldi.

Taormina Sokakları

 

 

 
Aperol spritz candır demiş miydim?
 

Merhaba Etna!

 

Muhteşem Canolo tatlısı

Taormina Anfitiyatrosu

Taormina’da denize girilebilecek bir çok yer var. Bizim otelin (Hotel Lido Mediterranee) kendi plajı olduğu için otelden girmeyi tercih ettik ama otel çok eski olduğu için ve benim de eski eşya takıntım olduğu için bir daha gitsem tercih etmem açıkçası. Adada bir de Isola bella denilen bir bölge var, orada denize girmek de farklı bir deneyim. Isola Bella ana karaya çok yakın küçük bir ada. Hemen önünde bir çok plaj var, denizin içinden yürüyerek/yüzerek adaya ulaşabiliyorsunuz. Adada bir de müze vardı da biz girmedik. Yalnız aşağıda bir tesis olup olmadığını bilmediğimizden telefonları, fotoğraf makinalarını arabada bıraktığımız için fotoğraf çekemedim. İnternetten bir şey koyuyorum fikir vermesi açısında.

 

 
Isola Bella’ya gittiyseniz öğle yemeği için Naxos’taki balık restaurantlarını deneyebilirsiniz. Makarnalar da, yemek sonrası gelen Affogato kahve (dondurmalı sıcak kahve) de süper 🙂
 

 

 

 
Taormina’da akşam yemeğinde öneri ile Tiramisu restaurant’ı tercih ettik. (Cafe Latte isteyince Nesquik mi tepkisi veren yer 🙁 ) Yemek çok lezzetli, garsonlar çok ilgiliydi. Yediğimiz en güzel makarnayı burada yedik sanıyorum ve ben onun fotoğrafını çekmemişim 🙂 Muhteşem bir deniz ürünü tagliatelleydi, gözünüzde canlandırın artık 🙂
 
Deniz ürünü carpaccio

Tiramisu

 

Taormina’da kaldığımız akşamlardan birinde de Tripadvisor’ı dinleyip yemek için 40 dk uzaklıktaki Messina’ya gittik. Messina’yı şehir olarak beğenmedik ama gittiğimiz restaurant gerçekten tek kelime ile MUHTEŞEMdi. İyi ki bu yolu yapmışız dedik sonrasında. Restaurant saçma bir ara sokakta, önce “Emin miyiz, otursak mı?” diye bile düşündük. Ama iyi ki oturmuşuz. Al Padrino bizi yanılttı. Yemekler muhteşemdi, garsonumuz muhteşemdi. (Cafe Latte için ricotto önerisi getiren garson) Kendimizi garsonumuza bıraktık, o ne isterse getirdi. Biz sadece makarnamızı seçtik. Tam bir Sicilya yemeğiydi ve çok memnun kaldık.

Soğuk patlıcan sarma

Balık köfte

Kızartma deniz ürünleri

Kabak ve karidesli makarna

Canolo tatlısı

2 gün Katanya/Siracusa, 2 gün Taormina/Messina sonrası sıra geliyor Kuzey’deki Cefalu’ya. Cefalu çok şirin bir balıkçı kasabası. Ara sokaklarını gezmek keyifli, hemen merkezde tüm kumsal ise denize girmek için sizi bekliyor.

Bu arada Sicilya’da araba park etmek ciddi sıkıntı, hemen her yerde park yasak ve sadece orada yaşayan kişiler park edebiliyor. Ve park etmeniz durumunda da acımıyor arabayı çekiyorlar. Bu nedenle ya park yeri bulmanız ya da dışarıdan gelenler için ayrılmış bölgeleri bulup, orada boş yer aramanız gerekiyor. Tomtom (navigator) bu konuda da oldukça başarılı. Gideceğiniz yere en yakın park yerlerini de size gösteriyor. Yoksa daracık sokaklarda nafile çabalar harcamanız mümkün.

Biz Taormina’dan Cefalu’ya gidince ilk iş yemek yiyelim dedik ve yine Trip Advisor’a baktık. Önerisi Sant’ Amrogio’da bir pizzacıydı. Ancak malesef pizzacı kapalıydı, biz de bu nedenle onun hemen yanında bir restauranta gittik, Osteria Bacchus. Yine bir hayli geveze bir restaurant sahibimiz vardı elbette, saatlerce bize bir şeyler anlattı ve karidesli bir makarnayı da burada midemize indirdik. Bu arada gittiğimiz her yerde ev yapımı şarap denememiz oldu, hepsi de gayet güzeldi.

 

Cefalu’nun sahili, sokakları, gün batımı, Duomo’su. Her yeri çok ama çok güzeldi. Deniz kenarında oturup, manzaraya bakıp buz gibi blush’ınızı yudumlamanızı öneririm.

 

 

 

 

 

 

Cefalu’da yemeği denizin hemen yanındaki Via Roma Vecchia’da yedik. O ana kadar yediklerimizin en turistiği buydu diyebilirim, o nedenle pizza hasretimizi giderelim dedik. Çok da iyi yapmışız, Sicilya’da en turistik olan restaurantta bile güzel yemek yiyebileceğinizden emin olabilirsiniz.

 

 

Cefalu’da geçen bir günden sonra gece kalmaya Monreale’ye gidiyoruz. Böylece sabah zaman kaybetmeden Monreale ve Palermo’yu gezmeyi planlıyoruz. Monreale’de kaldığımız otelin sahibi yine fazlasıyla geveze, biraz da kadın düşmanı imajı verdi bize. Yol anlatırken kadınlara değil de erkeklere anlatmayı tercih edip, bir de erkek beyinlilere anlatayım gibi antipatik yorumlar yaptı. Beni baştan kaybetti kısacası ama otel güzel sayılabilecek bir oteldi. Sürekli olarak Palermo ile İstanbul arasında benzerlikler kurması da kendisi hakkında fikir veriyordu zaten. Bıraksak Palermo İstanbul’dan güzel diyecekti, tabi ki bırakmadık 🙂 Buradan erkek/kadın beyni karşılaştırmasındaki karar verme yeteneğiyle ilgili de fikir edinmeniz mümkün 🙂

Bizim Monreale’ye vardığımız gece meşhur Blue Moon (mavi ay) vardı gökyüzünde. Biz otelin havuz başında mavi ayı izlerken geceye önce duruma uygun Frank Sinatra Blue Moon’u dinleyerek başladık.

 
 
Ama Frank Sinatra ile başlayan gecenin sonu takdir edersiniz ki Zeki Mürenle bitti. Çok da güzel oldu bence. Mavi aya hakkını verdik biz. 🙂
 

Monreale ufacık bir kasaba, Sicilya’da gördüğüm en güzel katedrale sahip, ben bu kathedrale ve bugüne kadar bu şekilde korunabilmiş olmasına hayran kaldım.

 

 

 

 

Monreale’de üniversiteden başka bir arkadaşımızın zamanında gelip arkadaş olduğu bir restaurant sahibinin peşine düştük. Michelin yıldızlı restaurantı bulduk (Taverna del Pavone) ve sahibi Giuseppe ile de tanıştık. Yalnız Giuseppe bir kelime İngilizce bilmiyorken nasıl arkadaş olduklarını anlamaya çalışmakla geçti zaman. Allahtan aramızda İtalyanca bilen vardı da Giuseppe ile iletişim kurabildik. Yalnız Giuseppe’nin sürekli olarak arkadaşımızdan sevgiyle bahsetmesi, ısrarla ona şarap yollamaya çalışması gerçekten çok hoşumuza gitti. İtalyanların misafirperverliği ve vefa duyguları konusunda hemfikir kaldık. Giuseppe sadece bir kere Sicilya’da, bir kere de İstanbul’da gördüğü ve yaklaşık 7-8 senedir görüşmediği kişi için onun arkadaşlarını ağırladı, güzel restaurantını gezdirdi, dekorasyonu tek tek anlattı ve bizden beş kuruş da para almadı…

Geyik ragulu makarna

 

 

 

 

 

İtalya’ya gitmeden bilmeniz gereken bir diğer şey de Kuzey ile Güney arasındaki fark. Bu hemen her şeye yansımış, yediklerinden davranış şekillerine, giyim tarzlarına kadar hemen her şeyden Kuzey’de mi, Güney’de mi olduğunu anlayabiliyorsunuz. Kuzey’dekiler Güneydekileri pek beğenmiyorlar, hatta bir miktar aşağılıyorlar. Ama bence iki taraf da ayrı güzel, yani Milano’yu, Floransa’yı ayrı sevdim ben, ama Roma’yı, Napoli’yi, Sicilya’yı da ayrı sevdim. Ayırmaya gerek yok, bence hepsini gezin.

Monreale’den Palermo sadece 15 dakika sürüyor. Palermo Sicilya için favorim değil açıkçası. Palermo Sicilya’nın en büyük şehri. Sicilya mafyası denince ilk akla gelen yer. Ama biz daha da akla gelen bir yere Corleone’ye gittiğimiz için onu ayrıca anlatacağım. Palermo’da görmeniz gereken yerler Utanç Meydanı, şehir kapıları, Palermo katedrali ve Massimo Tiyatrosu (Godfather sevenler bilir).  Alışveriş sevenler için en ünlü alışveriş caddesi ise Via Liberta caddesi.

 

Gelelim son durağa yani Corleone. Godfather sevenler meşhur babanın soyadının Corleone olduğunu bilecektir. Corleona Sicilya mafyasının ana merkezlerinden biri. Hatta Baba filmindeki Don Corleone’nin buradaki mafya babalarından esinlendiği ancak o dönem mafya gerçek hayatta da yaşamaya devam ettiği için burada çekilemediği söyleniyor. Corleone’de elbette mafya adına pek bir şey göremiyorsunuz ancak biz Central Bar isimli bir cafenin sahibi aracılığıyla bir tura dahil olduk ve mafya tarihi ve Godfather bağlantılı bir tur yaptık. Şu an mafya kavramı durulmuş gözüküyor ancak aileler hala duruyor. Eski ünlü isimlerin bir bölümü hapiste, bir bölümü ölmüş. Ancak bu topraklarda gerçekten enteresan hikayeler yaşanmış. Bernardino Verro, Bernardo Provenzano gibi isimler kimler ve neler yaşamışlar hepsini öğrendim. Bence değişik bir deneyimdi. Giderseniz ve ilginiz varsa enteresan bir gezi olduğunu söylemek mümkün.

 

 

 

 

Benim 6 günlük Sicilya’m işte böyle geçti. Hepinize önereceğim bir yer Sicilya, keyifli insanlar, güzel yemekler ve denizin, güneşin peşindeyseniz size uygun bir tatil yeri olduğunu söylemek mümkün.

Keyifle…

Related Images

Leave a Comment