Japonya – Osaka Gezisi

Henüz çok yeni tamamlanmış bir gezinin ardından bir an önce yazmak ve yaşadıklarımı mümkün olduğunca unutmadan buraya aktarmak istedim. Japonya fikri ilk nasıl çıktı bilmiyorum ama özellikle Afrika seyahatimden sonra artık Avrupa’ya değil de mümkün olduğunca uzaklara gidip oraları görmenin, orada yaşayan insanları tanımanın bana daha farklı hisler tattırdığını fark ettim. Ve Güney Amerika mı, Nepal mi derken kendimi Japonya’da buldum 🙂
 
Seyahat planı ilk olarak uçak bileti ile başladı her zamanki gibi, Osaka gidiş Tokyo dönüş uçak bileti alındı ve arası araştırılmaya başlandı. Japonya uzunlamasına bir ülke olduğu için aşağı yukarı Osaka-Tokyo arasında aradığınız her şeyi bulabildiğinizi söyleyebilirim. Sadece Hiroşima bu ikilinin dışında kalıyor, ona da Osaka’dan günübirlik gidip gelebiliyorsunuz.
 
Kenya Tanzanya seyahatine benzer olarak uçak bileti sonrası Japonya’da yerel bir tur aramaya başladım. Böylece sadece görmek istediğim yerleri bildirip ara program ve ayarlamaları onların yapmasını istedim. Internette ararken karşıma Backyard Travel çıktı, iyi ki de çıktı… Asya’da bir çok ülke için kişiye özel turlar ayarlayan bu şirkete internetten planımı ve beklentilerimi yazdım. 24 saat içinde benimle temasa geçip tam da istediğim detayda bir tur programı çıkardılar. Fiyat olarak da geçirdiğimiz tatil ve gezdiğimiz yerlere kıyasla oldukça makul kabul edilebilirdi. Şimdi turu tamamladığım için gönül rahatlığıyla yazabilirim. Backyard beni hiç şaşırtmadı, biz hata yaptık onlar yapmadı. (Tren kaçırmak vs gibi) 🙂 Dolayısıyla Asya için bir tur planınız varsa, buradaki turlar ile ayarlamak yerine işi bilen ve güvenilir bir acenta ile size özel turlar ayarlamak isterseniz, Backyard’ı tavsiye ederim.
 
Neyse gelelim Osaka’ya. Aslında Osaka Japonya’da gördüğüm yerler arasında beni en az etkileyen yer. Japonya’nın 3. büyük şehri (Tokyo ve Yokohama’dan sonra). Görülmesi gereken yerleri Osaka kalesi, Sumiyoshi Taisha türbesi (shrine), bir de Umeda Sky Building’in üzerindeki Floating Garden Observatory.
 
Osaka Castle manzarası oldukça etkileyici, bir de kalenin müzesini de şöyle bir gezip Samuraylar hakkında bilgi almanızda fayda var 🙂 Japonya’da tarih boyunca iki önemli insan var, biri Emperor (imparator), diğeri ise Shogun (Ordunun başı). Shogun denince aklınıza Samuraylar gelebilir. Bu ikisi tarih boyunca bazen birlikte olmuş, bazen karşı karşıya gelmiş. İmparatorluk babadan oğula geçiyor ve sembolik olarak da olsa halen devam ediyor. Kale ve müze geçmişten günümüze shogun’ları detaylıca anlatıyor ve genel olarak Japon tarihi ile ilgili bilgi edinmenizi sağlıyor.
 

 


 
Umeda Sky Building’in tepesindeki gözlem alanına gitmek için uzun merdivenler çıkıyorsunuz, yukarıdaki gözlem alanından tüm Osaka ayaklarınızın altında.
 
 

 

 

Sky Building’in altındaki çarşıda bir sürü restaurant var. Rehberin önerisi ile Osaka usulu Kuskikatsu yiyoruz burada, bu çöp şişte kızartılmış çeşitli et ve sebzeler. Tavuk, karides, havuç vs gibi… Soya sosu ve Barbekü sosuna benzer bir sosu sıklıkla kullanıyorlar.

 

Salata ve miso çorbası olmazsa olmazlar arasında.

Bitirince çöp şişin çöpünü de yandaki balığın ağzına tıkıyorsunuz. 🙂

 
Sumiyoshi Taisha shrine’ını anlatmadan önce araya girip bir miktar ek bilgi de vermeliyim sanıyorum. Japonya’da genel olarak halk iki dine inanıyor Şintoizm ve Budizm. Ama enteresan şekilde büyük çoğunluk ikisine birden inanıyor. Şintoizm ibadet mekanlarına shrine (türbe), Budizm’dekilere ise temple (tapınak) deniyor. Gezi boyunca sürekli olarak tapınak ve türbe gezip adak adamanız mümkün. Japon rehberimiz Japonların çok dindar olmadığını ancak batıl inançlarının çok yüksek olduğunu söyledi. Zaten bunu gittiğiniz her yerde görüyorsunuz. Sürekli bir adak adama, çaput bağlama, su ile arınma hali var 🙂 Siz de kendinizi kaptırıp hepsini yapıyorsunuz bir yerden sonra 🙂
 
Sumiyoshi Taisha shrine’ı Osaka’nın en ünlü shrine’larından biri ve çok da gösterişli. Japonya’da shrine’lara bir kapıdan geçilerek giriliyor, bu kapılara (pi harfi şeklinde) Tori Gate deniyor ve bu kapıların kutsal ile kutsal olmayanı ayırdığına inanılıyor.
 

 

Arınma suyu, ritüeli yerine getirip arınmanız mümkün. Biz daha çok sıcak hava nedeniyle duş amacıyla kullandık kendisini 🙂
 

Tori Gate

Bir nevi “vaftiz” törenine gelmiş ikizler

 

Adak taşları, bu 3 sembolu bulup adak adayıp saklamanız gerekiyor.

 

Shrine’ın bahçesi

 

 

Shrine bahçesindeki sake şişeleri. Sake beyaz şarabı andıran bir içki ve kutsal olduğuna inanıyorlar. Hepsi birbirinden süslü testilerde muhafaza ediliyor.
 
 

Yemek yemek, küçük hediyelikler almak ve dolanmak için Osaka’nın en popüler bölgesi Namba ve Dotonbori bölgeleri. Japon yemeği deyince akla ilk suşi geliyor biliyorum ama orada çok değişik bir sürü yemek yeme fırsatı buldum ve net söyleyebilirim ki ben Japon yemeklerini çok ama çok sevdim. Balık ve deniz ürünü sevmiyorsanız ve yeni mutfaklara çok açık değilseniz bu durum değişebilir elbette.

Şinbaşi Alışveriş caddesi ve Randevu köprüsü olarak da bilinen Ebisu Köprüsü ile uğramadan dönmemeniz gereken yerlerden bir diğeri.

Namba’da öneri ile gittiğim Ganko suşi restaurantı oldukça başarılıydı. Yalnız suşi deyince buradaki California roll vs’leri beklemeyin onlar Japon değil Amerikan suşisi 🙂 Orada daha çok Nigiri yiyeceksiniz. 🙂 Namba’da yolda görüp hoşuma giden Takoyaki’yi de deniyorum ama tadı görüntü kadar etkilemiyor beni. Tam ne olduğunu anlayamasam da içinde ahtapot olan toplar 🙂 Ama dediğim gibi tat o kadar da etkileyici değil.

 

 

Hayal kırıklığı yaşatan Takoyaki

 

 

 

 

Bu arada yukarıda vitrinde gördüğünüz suşiler tabi ki maket ve çok güzeller. Hediyelik eşya satan yerlerde bunları bulup satın alabiliyorsunuz. Ben mutfak masamın üzerine bir tabak yaptırdım bile, eve kim ne zaman gelse suşi hazır 🙂
 
Namba’da güzel kahve ve çay için Coffee Marufuku’yu deneyebilirsiniz. Güzel Japon tarzı porselenler ile kahve/çay keyfi daha da güzel. 🙂 Bu arada çoğunlukla yeşil çay içiyorlar ancak roasted yeşil çay nispeten bizim çaya yakın. Ben çok yeşil çay sevmediğim için o bana daha güzel geldi.
 

 

 
Otel olarak ben Swissotel’de kaldım, konumu hem merkezi hem de tren istasyonunda olduğu için özellikle şehir değiştirme kısmında çok faydasını gördüm. Bir de Japonya’da tur şirketinin bir uygulaması vardı, ki duyduğum kadarıyla oldukça yaygın bir uygulamaymış. Tren ile başka şehire geçerken valiz taşımak zorunda kalma diye valizleri onlar diğer otele götürüyorlar, bu durumda size sadece trende kendinizi taşımak kalıyor ki bence gerçekten hayat kurtaran bir uygulamaydı.
 
Osaka’da yediğimiz son bir yemek var ki ona ayrı bir parantez açmak istiyorum. Yine rehberimizin önerisi ile et yemeye Matsuzakagyu Yakiniku M‘e gidiyoruz. Konsept kendin pişir kendin ye konsepti. Evet onlarda da mangal keyfi var 🙂 Uzun zamandır yediğim en güzel eti yediğimi söyleyebilirim. Tek kelime ile muhteşemdi. Hatta garsonun önerisini sormanızda da fayda var, onlar sizi yönlendirecektir. Giderseniz yemeden dönmeyin. Yalnız bir ek bilgi, Japon’lar hassas insanlar yani rezervasyonu 19:30’a yaptırıp 20:00’de gitmeyin, anlayamıyorlar çünkü. 🙂 Neden aramadınız iptal ettik diyorlar. Enteresan şekilde sizin kendinizi kötü hissetmeniz gerekirken bir de onlar mahçup oluyorlar, o yüzden yapmayın. Türk gibi davranmaya gerek yok 🙂
 

 

 

 

 

 

 

 
Japonya’da ilk izlemimi Osaka ile yaptık, bence oldukça güzeldi ama dediğim gibi sonradan gördüğüm yerlere kıyasla en vasat diyebileceğim yerdi Osaka. Yine de güzeldi, keyifliydi ve görülmeye değerdi…
 
Keyifli geziler…

Diğer Japonya yazıları için;

 
 
 
 

Related Images

Leave a Comment