MEKSİKA – Meksiko Gezisi

Evettt 10 günlük Meksika maceramın ilk durağı olan Meksiko ile başlayabilirim sanırım artık. Öncelikle Meksika’ya THY’nin direk uçuşu yok malesef, ben Miami üzerinden gitmeyi tercih ettim. Bu vesile ile 1 ,5 günlük bir Miami tatili de yapmış oldum, bence iyi oldu.

Meksiko’da yaklaşık 20 milyon insan yaşıyor. Üç tarafı dağlarla çevrili bir şehir, bölgede birkaç tanesi halen aktif olan volkanik dağlar da bulunuyor. Tabii bu da toprağın daha verimli olmasını sağlamış olacak ki öncelik mısır olmak üzere birçok ürün yetişiyor. NAFTA sonrası yerel endüstri olumsuz yönde etkilenmiş, orta ölçekli yerel firmalar kapanmış. Bu nedenle çok fazla insan işsiz kalmış ve Amerika’ya göç etmiş/hala etmeye çalışıyor. Trump Meksika çekişmesi daha uzun dönem devam edecek gibi görünüyor 🙂

Şubat-Mayıs arası şehrin kuru ve sıcak olduğu mevsim, Haziran-Ekim arası ise ıslak mevsim olarak geçiyor. Hava gerçekten tuhaf. Daha sonra anlatacağım Merida, Tulum ve Cancun’dan farklı olarak Meksiko’da Haziran ayında sabah serin bir sonbahar gününe uyanıyorsunuz, öğlen sıcaklık Ağustos sıcaklığına ulaşıyor, saat 6 sonrası Kasım-Aralık aylarının havasına dönüp geceyi tamamlıyorsunuz. 3 mevsimi bir günde yaşadığım ilk şehir oldu. 🙂 Meksiko’ya gitmek için en uygun dönem Şubat ve Ekim ayları olarak belirtiliyor. Yağmur yok, çok sıcak değil. Mümkünse tercihinizi bu şekilde kullanmanızda fayda var.

Mısır’ın Meksikalılar için anlamı çok büyük, mısır onlar için sadece yemeklerinde bol bol kullandıkları bir ürün değil. Aslında tarihten bugüne kültürlerinin içine işlemiş bir ürün, kültürlerinin gelişiminde mısırın ciddi bir rolü var. Yerleşik hayata geçişleri, işçilik becerileri, alet kullanma becerileri hep mısır sayesinde gelişmiş. Bölgede mısır dışında bolca fasulye ve biber de yetişiyor. Zaten hemen hemen bütün yemeklerinde bu ürünleri görmek mümkün. 

Meksiko tarihi bir hayli karışık, zamanında Aztekler gelip yerlilerden şehri almışlar ve bildiğiniz bir göl üzerine şehir inşa etmişler. 16. yy’da İspanyollar gelmiş ve Aztekleri yok ederek Meksiko ve çevresini kolonileri haline getirmişler. 1800’lerin başında bağımsızlık kazanılmış ancak tam İspanyollardan kurtulduk derken Amerika ile savaş yapmış ve ülkenin kuzeyini Amerika’ya kaybetmişler. Tarih içerisinde en son Fransızlar sömürgeleştirmeye çalışmış ama başaramamış, derken nihayetinde bağımsızlık savaşı vermiş ve federal cumhuriyet sistemine geçmişler. Anlayacağınız bölgede yok yok, hemen her ülke ile savaş var, tarih boyunca başlarına gelmeyen kalmamış 🙂

Aztekler bölgede 200 yıl kadar yaşamışlar. Azteklerin bir bölümü İspanyollar tarafından savaşta öldürülmüş, bir bölümü de İspanyollarla birlikte gelen bulaşıcı hastalıklara bağışıklıkları olmadığı için hayatını kaybetmiş. Dolayısıyla günümüzde Aztek soyundan kalan kimse olmadığını söyleniyor. Ancak tabii şehrin her yerinde Aztek kalıntılarını görmek mümkün. Hatta şehrin tam ortasında yerin altında Azteklerden kalma bir piramit bile bulunmuş. İspanyollar herşeyi kalıntıların üzerine inşa etmişler. Bu nedenle kazılan her yerden kalıntı çıkıyormuş.

Şehirde ilk gideceğiniz yer Zocalo denilen merkez meydan. Burada başkanlık binası, belediye binası ve katedrali görebilirsiniz. Meksiko’da merkezde gördüğünüz hemen her eski bina yamuk. Depremler ve şehrin altının su olması nedeniyle her gün yamulmaya devam ediyorlarmış, dikkatli bakınca hemen hemen bütün eski binaların yamuk olduğunu görebiliyorsunuz. Zocalo’da aşağıda fotoğrafını gördüğünüz bisiklet turuna da katılmanızı öneririm. Şehri bisikletle yarım saatte de olsa gezme fırsatı buluyorsunuz.

Şehrin ana alışveriş caddeleri Calle de Tacuba ve  Av. 5 de Mayo, caddelerde birkaç tur atmanızda fayda var. Caddenin bir başı meşhur meydan (Zocalo), diğer başı ise Opera binasına (Palacio de Bellas Artes) varıyor. Opera binası gerçekten çok güzel. Binayı ve yanındaki güzel parkı daha iyi görmek için binanın hemen karşısındaki Sears isimli mağazanın 8. katındaki cafeye gidip bir kahve içmenizi öneririm. Cafenin adı Don Porfirio Caffe. Opera binasının hemen yan tarafındaki güzel postaneye de gitmenizde ve hatta kendinize güzel bir Meksiko kartı atmanızda fayda var.

Şehirde yapılması gereken bir diğer aktivite tabi ki muhteşem Antropoloji müzesine gitmek. Aztekler ve Mayalar hakkında öğrenmek isteyebileceğiniz herşeyi bu müzede bulabilirsiniz. Adeta tarihte bir yolculuk yapıyorsunuz. Aztekler ülkenin şu an anlattığım Meksiko bölgesinde, Mayalar ise daha sonra anlatacağım Yucatan (Merida bu bölgede bulunuyor) bölgesinde yaşamışlar. Aztekler de, Mayalar da piramitler inşa etmiş, çok tanrılı hayata inanmış, güneşin hareketlerini takip etmişler. Her iki topluluğun da takvimleri var. Aztekler oldukça savaşçı, Mayalar Azteklere göre sanat ve el becerisi olarak daha gelişmişler. Bu müzede detaylıca bunlara dokunma şansınız olacak, gerçekten büyüleyici bir ortam olduğunu söyleyebilirim. Dediğim gibi adeta tarih yolculuğu yapmış hissettim kendimi. Benim özellikle dikkatimi çeken şey, özellikle takvim, astroloji konularındaki ilerlemiş durumlarına rağmen, yaşam şekli açısından o dönem Avrupasının oldukça gerisinde olmaları oldu açıkçası. 

Daha önce de söylediğim gibi Meksiko’da gezerken sürekli bir Aztek izi göreceksiniz. Bunun detaylarını en iyi öğrenebileceğiniz yer ise kesinlikle Antropoloji müzesi. Aztekler ile ilgili ilgi çekici bir bilgi, insanlığın tanrılar tarafından 4 kere yok edildiğine inanıyorlarmış. Bunlardan ilki jaguarlar tarafından, sonraki yılanlar, sonraki yangınlar ve en sonuncunun da seller tarafından olduğuna inanıyorlarmış. Buna bağlı olarak, tanrılarına zaman zaman insan kurban ederlerse tanrıların insanlığı beşinci kere yok etmeyeceklerine inanıyorlarmış.

Meksika bayrağında da göreceğiniz yılan onlar için uzun yıllardan beri çok önemli. Hemen hemen bütün tarihi yerlerde yılan figürünü görmek mümkün. Yılanların ana yiyecek olan mısıra dadanan fareleri öldürmeleri onları Meksikalılar için tarih boyu önemli yapmış.

Meksiko’ya 40 dakika uzaklıktaki Teotihuacan bölgesi tarihin izini sürebileceğiniz iki önemli piramite ev sahipliği yapıyor. Güneş ve Ay piramitleri. İsimler bölgeye sonradan gelen Aztekler tarafından verilmiş ancak bugün yapılan araştırmalar piramitlerin ay ve güneş tanrısı değil yine besinlerin büyümesini sağladığı için büyük önem taşıyan yağmur tanrısı için yapılmış olabileceğini gösteriyormuş. Azteklerin piramitleri yıkmama nedeninin onların da buraların kutsal olduğuna inanmış olmaları olduğu sanılıyor.

Piramitlerin yapımı MÖ 1 yy’da başlayıp MS 1. yy’da bitmiş. O dönemde bu büyük taşların buraya taşınması ve bu kadar nizami bir şekilde dizilip piramitlerin inşa edilmiş olması gerçekten mucizevi bir etki yaratıyor insan üzerinde. 

Meksiko’da bir diğer önemli yer Guadalupe Bazilikası. İnanılan mucizeye göre burada yerli bir adam Meryem ana ile karşılaşmış. Geri dönüp bunu diğer insanlara anlattığında kimse inanmamış. Bunun üzerine yerli geri dönmüş ve Meryem Ana’ya durumu anlatmış. Meryem Ana o bölgeyi güller ile donatmış. Adam gülleri alıp geri dönmüş, kıyafetlerinin arasına sıkıştırdığı gülleri göstermek için kıyafetinin önünü açtığında üzerindeki kıyafette güllerin lekesinden bir Meryem Ana figürü belirdiği görülmüş. Bu mucize sonrasında bazilika bu bölgeye inşa edilmiş. Meksika nüfusunun %90’ı Katolik. Meryem Ananın direk olarak buraya geldiğine inanılması nedeniyle çevrede İsa figüründen çok Meryem Ana figürü görüyorsunuz. Meryem Ana ile ayrı bir bağları var.  

 

Meksiko’da 1995’te yaşanan depremde yaklaşık 20000 kişi ölmüş. Bu deprem bazilikayı da olumsuz etkilemiş. Bu nedenle, bazilika restore edilirken bazilikanın hemen yanına modern ve yeni bir versiyonu da inşa edilmiş. Başta saçma bulmakla birlikte sonra bu yepyeni, modern bazilika çok orjinal geldi bana. Mimarı Pedro Ramirez Vazquez aynı zamanda muhteşem Antropoloji müzesinin de mimarı.

Meksiko’dan kısa bir yolculuk yapıp Coyoacan ve Xochimilco’ya da gitmenizi öneririm. Coyoacan’da rengarenk evler arasında bir tur atıp Frida Kahlo müzesine gitmenizde fayda var. Xochimilco ise çiçek bahçelerinin ortasındaki bir kanalda bot turu yapabileceğiniz tatlı bir köy. Botun içerisinde içeceklerinizi yudumlarken bir yandan çiçek bahçelerini görebilir, bir yandan da diğer botlardan gelen Meksika müziklerini dinleyebilirsiniz.

Gelelim benim genel olarak gezilerimde en çok önem verdiğim konuya, yemekler. Açıkçası Meksika’ya gitmeden önce bu konuda beklentim çok yüksekti. Çünkü bugüne kadar yediğim tüm Meksika yemeklerini bayılarak yedim. Ama açıkçası orada tam da aradığımı bulamadım, çünkü benim bugüne kadar bayılarak yediğim Meksika yemeklerinin hepsi Tex-Mex yani Amerikalıların kendi damak tadına göre değiştirdikleri Meksika yemekleriymiş. Ve utanarak söylüyorum ama ben Tex-Mex’i daha çok seviyorum kesinlikle. Kötüydü diyemem ama beklediğimin altındaydı yemekler. Sonradan deniz ürünlerine geçiş yapmayı tercih ettim. Bence ondan sonrası daha iyi oldu 🙂 

Restaurant önerilerim şöyle;

Postanenin yanındaki Sanborns’un içindeki restaurant, Cerveceria De Barrio Bunto (burada güzel tapaslar yedim), Cafe de Taguba.

Bundan sonraki durak Meksika’nın başka bir bölgesi olan Merida, Yucatan bölgesi ve çevresi. Orada Merida, Celestun, Tulum ve Cancun’a gittim. Bunlar bir sonraki yazıda, yani burada tıklayın 🙂

Keyifli geziler…

 

 

 

Related Images

2 thoughts on “MEKSİKA – Meksiko Gezisi”

  1. Elif Arıkan

    Diğer yazılarını da merakla bekliyoruz 👍🏽

    1. gezmeliblog

      🙂 Çok yakında…

Leave a Comment