MEKSİKA – Merida, Celestun, Cancun ve Tulum Gezileri

Şimdi gelelim Meksika gezimin ikinci bölümüne (ilki olan Meksiko kısmı için buraya tıklayabilirsiniz), bu kısımda Mayaların kalbine Yucatan’a doğru yola çıkıyorum. Yucatan bölgesinin en önemli merkezi Merida. Merida Meksika’nın en büyük şehirlerinden biri. Şehir genel anlamda küçük hediyelik eşyalar satan bir sürü dükkanı bulabileceğiniz dar güzel sokaklardan oluşuyor. Küçük ve renkli evler ise Merida’ya ayrı bir hava katıyor. Merida’da kesin görmeniz gereken yerler 60. cadde ve Plaza Grande isimli meydan. Merida’nın turistik olmasının diğer önemli nedeni ise UNESCO Dünya Mirasından bulunan Chichen Itza bölgesine olan yakınlığı. Zaten Meksika’da göreceğiniz birçok yer UNESCO listesinde bulunuyor. (Ufak bir ayrıntı, meşhur Meksika kartellerinin aileleri genelde Merida’da yaşıyormuş.)

Merida’ya yaklaşık 1,5 saat uzaklıktaki Chichen Itza aynı zamanda dünyanın yeni yedi harikasından biri. Alanın en dikkat çeken yapısı görkemli Kukulkan piramiti. Piramit Mayaların matematik bilgisini astroloji ile nasıl birleştirdiğine adeta tanıklık ediyor. Piramite ekinoks dönemlerinde (21 Mart ve 21 Eylül) belli bir açıdan bakıldığında basamakların en altında bir yılan başı figürü oluşuyormuş. Yapıyı gördüğünüzde mucizeye tanıklık ettiğinizi fark ediyorsunuz.

Alandaki önemli yapılardan biri de top sahası. Mayaların kalçaları ile oynadığı bu enteresan bir oyunları var. Yedi kişilik iki takım karşılıklı oynuyorlar, topu kalçaları ile küçük bir delikten geçirmeye çalışıyorlar. Merida’da bir akşam gösteri amaçlı da bu şekilde bir oyunu izleme fırsatı buldum. Oldukça keyifliydi. İnanışa göre oyunun sonunda bir oyuncu tanrıya kurban ediliyor. Yalnız en iyi oyuncunun mu, en kötü oyuncunun mu kurban edildiği konusunda net bir bilgi yok. Tanrılara değerli birini kurban etmek adına en iyi oyuncunun kurban edilmiş olabileceği düşünülüyor, öte yandan oyunun mantığına uygun olarak en kötü oyuncunun da kurban edilmiş olabileceği düşünülüyor. Dolayısıyla ikisi de olabilir. Ben bu kurban etme işine pek akıl sır erdiremediğim için hangi seçeneğin olabileceğine çok kafa yormak istemedim açıkçası.

Merida’dan gidebileceğimiz diğer bir güzel bölge ise Celestun. Doğru zamanda giderseniz burada bir sürü güzel pembe flamingo görebilirsiniz. Hemen her yerde görmeye alıştığımız şişme flamingolardan değil, bizzat gerçek kanlı canlı flamingolardan bahsediyorum 🙂 Ben doğru dönemde olmadığım için flamingoları yaklaşık 500-600 metre uzaktan görebildim (siluet halinde 🙂 ). Celestun bölgesinde flamingolar dışında da birçok kuş çeşidi var. Burada botla bir gezinti yapmanızı öneririm. 

     

Celestun bölgesinde denize girme imkanınız da bulunuyor, ancak öyle plaj, şezlong vs beklentiniz olmasın. Güzel deniz ürünü restauranlarının önünden, çok güzel bir maviliğe girebileceğiniz bir yer hayal edin sadece. Bu arada yemekler gerçekten harikaydı 🙂

 

 

Meksika’nın doğusu Karayip denizi ve plajları ile meşhur Tulum ve Cancun’a ev sahipliği yapıyor. Öncelikle ikisini birbirinden ayırmamız lazım. Tulum muhteşem butik otelleri ve kumsalı ile butik bir deniz tatili için ideal, yalnız deniz bir hayli dalgalı (Kilyos tadında). Ortam itibariyle ise kendinizi çok iyi hissedeceğiniz garanti. Ben burada Hip otelde kaldım, hizmet olarak çok memnun kalmanın yanısıra SPA oteli olması nedeniyle de ayrıca hoşuma gitti benim.

Ben Tulum’a kaplumbağaların yumurtlama döneminde denk geldim. Akşam bir anda onlarca kaplumbağa yumurtalarından çıkıp hayata karıştılar. Bu ana tanıklık etmek gerçekten çok güzeldi. Kaplumbağaları incitmeden alıp denize koyduk, ışığı gören tüm kaplumbağalar otele doğru geri dönmeye çalıştığı için bu süreç yaklaşık yarım saat kadar devam etti. Oteldeki yaklaşık 15-20 kişi yarım saat kaplumbağaların denizden geri dönüşüne karşı savaş verdik adeta 🙂 Çok değişik bir deneyimdi benim için.

 

Tulum’dan sonra gelelim Cancun’a. Daha önce de dediğim gibi ikisi birbirinden tamamen farklı. Cancun adeta 5 yıldızlı oteller cenneti, bu yanıyla Antalya gibi düşünebilirsiniz. Deniz, plaj tek kelime ile muhteşem. Ortam olarak ise bence Gümbet. İngiliz turistlerin yerine Amerikalı turistler olduğunu hayal edin sadece. Sanki küçük Amerika’dasınız. Meksikalıdan çok Amerikalı görmüş olabilirim burada. Yaş ortalaması da 19 civarında… Ben denizini çok sevmekle birlikte, tatil anlayışıma pek uymadığı için Cancun’u pek sevmedim açıkçası.

Yalnız Cancun yemekleri oldukça başarılıydı. 🙂 Hem rengarenk, hem çok lezzetli. Porsiyonlar ise bir hayli büyüktü.

Cancun’dan ayrılmadan bir de meşhur Forrest Gump karidescisinde Bubba Gump karides yemenizi öneririm. Hem tadı, hem atmosferi çok güzeldi. Restaurantı havalimanında ve Cancun merkezde bulabilirsiniz.

Cancun ve Tulum’da birçok cenote bulunuyor. Cenotelar geçmiş zamanlarda oluşmuş bir çeşit gölet olarak adlandırılabilir. Bu tatlı su göletlerinin hemen hepsi birbirinden farklı, bazısı direk ormanın içinde ağaçlıklar arasında, bazısının bir tarafı mağaralardan oluşuyor, bazısı tamamen açık hava göletleri. Meksika’da toplam 4000 adet cenote varmış. Ben 3 tanesini denedim, hepsinde ayrı keyif aldım. Özellikle snorkel yapmak çok zevkliydi. Bu cenotelarda dalış da yapılabiliyor. Ben denizin karanlık kısmında çok hoşlanmadığımdan pek bana göre değil ama ilgili olanlar için Meksika bir cennet.

Benim Meksiko’da başlayan yolculuğum Merida, Celestun, Tulum ve Cancun sonrası Küba’ya doğru devam etti. Tatilimin bence en güzel anları da Küba’da geçti. O yazıyı da burada bulabilirsiniz.

Keyifli geziler…

 

 

 

 

 

Related Images

Leave a Comment