MISIR – Kahire Gezisi

Bir iş gezisi için yolum düştü Kahire’ye. Daha önce seyahat amaçlı gittiğim Sharm el Sheikh sonrası Mısır’a ilk ziyaretimdi. Kısa da olsa bir zaman ayırıp hızlandırılmış bir program ile Kahire’yi gezme fırsatı buldum. Aslında Kahire’yi gezdim derken, birincil önceliğim olan yerlere gittim sadece, yani piramitler ve muhteşem Kahire / Mısır müzesi.

Öncelikle Fas yazıma benzer bir giriş yapmam gerekiyor diye düşünüyorum, temizlik, hijyen ile ilgili hassasiyetiniz varsa Kahire çok size uygun bir destinasyon olmayabilir. 

Kahire’de bana en değişik gelen şey kesinlikle trafikti. Yani öyle ki İstanbul’da yaşayan bir insan olarak aslında bizim İstanbul’da hiç trafik sorunumuz olmadığına kanaat getirdim. Yani trafik sorunu derken hem trafikte çok fazla araba olmasını kastediyorum, hem de Kahire’de insanların inanılmaz kötü/tehlikeli araba kullanmasını kastediyorum. Zaten hemen hemen bütün arabaların bir tarafında vuruk görüyorsunuz. Taksi ile bir yerden başka bir yere giderken adeta lunaparkta roller coastera binmiş hissini yaşıyorsunuz. Sürekli olarak bir korku hali, dualar etme, şoktan konuşamama gibi durumlar söz konusu. Ve garip bir şekilde araç sürücüleri sizin bu korkmuş halinizi çok eğlenceli buluyor. Hatta sizi korkutup iyice eğlenmek için bir miktar abarttıklarını dahi düşündüm ben. Şehirde en çok duyacağınız ses kesinlikle korna sesi, adeta fonda daimi olarak çalan bir müzik gibi. Burada bir ek not vereyim, siyah taksiler genel olarak daha pahalı ama daha konforlu ve güvenli, beyaz taksiler daha eski, ucuz ama yukarıda anlattığım şekilde şoförlerle karşılaşma olasılığınız çok yüksek.

Gelelim Giza’nın dünyaca ünlü piramitlerine. Milattan önce 2500’lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen piramitlerin nasıl inşa edildikleri hala bir muamma. Bir bloğu 2-2,5 ton ağırlığında olan piramit bloklarının Kahire’den Giza’ya getirildiği düşünülüyor. Bu blokların nasıl taşındığı ayrı bir konu, taşınıp getirildikten sonra tepelere kadar nasıl koyulduğu ayrı bir konu. Piramitlerin çevresindeki bölgede tekne kalıntıları bulunmuş, şu an çevrede bir su yok ama zamanında blokların tekneler ile taşındığı düşünülüyor. Piramitler firavun mezarı olarak inşa edilmiş. Zamanın şartlarında piramitlerinin yapımının yıllarca sürdüğü düşünülüyor, bu sebeple firavunlar daha ölmeden kendi piramitlerini inşaa ettirmeye başlıyorlarmış.

Toplam üç tane piramit bulunuyor. Büyük olan Keops piramiti, bir küçüğü oğlu Kephren’in piramiti, en küçük olan ise Mikerinos piramiti. Bunlardan sadece Keops dünyanın yedi harikasından biri. Bölgede deveye binip piramitlerin çevresinde bir gezi de yapabilirsiniz. Kephren piramitinin koruyucusu olarak kabul edilen Sfenks de hemen piramitin önünde tüm heybeti ile duruyor.

Kahire’de diğer bir görmeniz gereken yer ise Kahire/Mısır Müzesi. Tarihe yolculuk yapacaksınız adeta. Özellikle firavun mumyalarının olduğu bölüm çok etkileyici. Burada fotoğraf çekmek yasaktı, bir miktar yasağı delmiş olabilirim ama tabii fotograf kaliteleri de bu nedenle biraz düşük oldu 🙂 Ramses’in mumyasını görmek oldukça değişik bir deneyimdi.

 

Vakit kısıtı nedeniyle çok fazla yemek deneyimim olamadı ama özellikle Four Seasons’ın Zitouni ismindeki restaurantını önerebilirim. Intercontinental’in içerisinde bulunan Fayruz’u da çok övdüler, ben denemedim ama Sharm’da aynı isimli yerde Lübnan yemeği yiyip çok beğenmiştim.  Aynı zincir olmayabilir ama Lübnan mutfağı her durumda yenir bence 🙂 Bir de gitmişken Umm Ali tatlısı yemeyi unutmayın, çok tatlı meraklısı olmama rağmen benim çok hoşuma gitti.

1 gün Kahire için yeterli miydi, bu soruya yanıt vermem zor. Ben bir daha gider miyim, çok emin değilim açıkçası. Belki ayrı ayrı gitmek yerine Kahire-Sharm toplam 4-5 günlük bir program yapmak daha mantıklı olabilir.

Keyifli geziler…

Related Images

Leave a Comment