Oktoberfest Münih Gezisi

Yazının adından da anlaşılacağı üzere burada Münih’i pek anlatacak değilim, zira benim Münih’e gidiş amacım direk olarak Oktoberfest’ti. Tabii Münih’e kadar gitmişken şehri de ufak da olsa gezdik, yakındaki Dachau toplama kampına gittik ama onun detayına girmeyeceğim, belirttiğim gibi yazımızın amacı Oktoberfest.

Adındaki Ekim ibaresine rağmen Eylül ayında başlayan ve 2 hafta süren bu festival dünyadan milyonlarca kişiyi bir araya getiriyor. Genel olarak bira festivali olarak bilinse de festivalin tarihi 1800’lü yıllarda Münih Veliaht Prensi Ludwig ile Saksonya-Hildburghausen prensesi Therese’nin evlilik kutlamalarının burada yapılmasıyla başlıyor. Evlilik sonraki yıllarda düzenli olarak aynı yerde kutlamaya devam edilince, Oktoberfest de geleneksel bir festivale dönüşüyor. 

Festival’de özellikle Münihli bira üreticilerinin biraları satılıyor. Hemen her üreticinin devasa büyük çadırları var ve aksiyon bu çadırların içerisinde. Ancak çadıra girmek öyle çok kolay olmuyor. Önerim çadır önlerinde çalışan güvenlikçilerin Türk olanları ile tanışmanız, o zaman çadır girişiniz oldukça kolay oluyor 🙂  

İçeri girdikten sonra festival için özellikle biraz daha sert hale getirilmiş yerel birayı, 1 lt’lik mass denen özel bardaklarda yudumlamaya başlayabilirsiniz. Bunun yanında özellikle festival için organik yetiştirilmiş tavuktan tatmanızı (bildiğiniz bizim tavuk çevirme) ve tabi ki meşhur Alman simiti bretzelden yemenizi tavsiye ederim.  Yalnız festivaldeki herşey fazla tuzlu, siz susadıkça daha çok bira için diye sanıyorum. 

Oktoberfest’in diğer eğlenceli tarafı ise çadırların dışındaki panayır alanına kurulan eğlence parkı. Burada roller coaster’dan, atlı karıncaya ne ararsanız var 🙂 Ben dönme dolaba binemeyen insan bir gaz halinde önce Olympia Looping’e, ardından da Alpine’e bindim. Bunların ikisi de roller coaster. Sanılanın aksine sürekli bir daire içinde başaşağı dönen Olympia Looping değil, Alpine beni zorladı. Öyle ki yukarıda öldüğüme inanmıştım bence gerçekten bir ara… Neyse ki ölmemişim 🙂 Yani öyle deli cesareti ile binmeyin, kendinize gerçekten güveniyorsanız ve bu tip adrenalin salgılatan aktiviteleri seviyorsanız binin.    

Festivalin bence en keyifli yanlarından biri de herkesin festival kıyafetleri ile dolaşması. Kadınların elbiselerine “Dirndl”, erkeklerin deri şort/pantalonlarına ise “Lederhose” deniyor. Festivale iyice uyum sağlamak isterseniz bunlardan edinin dedim. Ben 2 gün boyunca Drindl’ım ile kendimi çok mutlu hissettim, festival havasında girmenizde kıyafetlerin rolü büyük.

Bu eğlenceli ve hareketli festivale gitmenizi kesinlikle öneririm.

Keyifli geziler.

 

Related Images

Leave a Comment