TAYLAND – Bangkok, Phuket, Phi Phi Don Gezisi

Tadı damağımda kalan Vietnam ve Kamboçya tatilim sonrasında Asya daha da çok ilgimi çekmeye başlamıştı. Bu sefer komşu ülke Tayland’a düştü yolum. Belki fazla turistik gelmesi sebebiyle beni Vietnam kadar etkilediğini söyleyemeyeceğim ama özellikle deniz tatili sevenler için iyi bir seçenek olabilir.

BANGKOK

Ben tatilimin küçük bir kısmını Bangkok’ta geçirdim. Havalimanından şehre taksi ile ulaşmanızı öneririm. Önce uzunca bir kuyruğa girip taksi fişi almanız gerekiyor. Taksi ile baştan pazarlık etmeyi unutmayın. Taksimetre açmak istemedikleri için hiçbir zaman asıl ücretin ne kadar olduğunu bilemeyeceksiniz ama onlar ne derse en fazla yarısını söyleyerek pazarlığa başlayabilirsiniz. Bu arada şehir içi ulaşımda tuk tukları da kullanma şansınız var. Onlar çok daha uygun fiyatlı taksiye göre ama onlarda da pazarlık yapmayı aman unutmayın.

Bangkok süslü tapınakları, rooftop barları, devasa alışveriş merkezleri ve açık pazarları ile ünlü. Görmeden dönmeyin diyeceğim tapınaklar Wat Pho ve Wat Arun. Bir de kraliyet sarayı olan Grand Palace. Ayrıca meşhur China Town’a da uğramanızda fayda var. Tapınaklarda kıyafet kodları biraz sıkı olduğu için bacaklarınızı kapatan giysiler giymenizi ve yanınızda kollar için şal benzeri şeyler bulundurmanızı öneririm. Tayland 2014 yılında gerçekleşen darbe sonrasında halen ordu tarafından yönetiliyor ancak krallık sistemi de aynen devam ediyor. Halk tarafından çok sevilen kralları Bhumibol Adulyadej 2016’da ölünce yerine oğlu gelmiş. Tayland halkı eski krallarını ne kadar çok seviyorlarsa, yeni kralı da bir o kadar sevmiyorlar. Eski kralın ölümü sonrası ülkede 1 yıl yas ilan edilmiş. Halen her yerde kralı anmaya devam ediyorlar.

Bangkok’un açık hava pazarları çok meşhur. Trenle gece pazarına gitmenizi öneririm. Bir de Floating Market dedikleri yüzen pazar görülmeye değer. Teknelerde nehirde bir yandan yol alıp bir yandan çevredeki satıcılardan alışveriş yapabiliyorsunuz. Benim en çok sevdiğim ve eli yüzü düzgün onlarca şey bulduğum pazar ise Asiatique. Buraya gidip alışveriş yapmadan dönmeyin, sokaklarda kaybolma olasılığınız yüksek. Hatta sonra Asiatique’in içindeki dönme dolaba binip Bangkok’a bir tepeden de bakmanızda fayda var. Alışveriş için Bangkok oldukça ucuz bir yer, tabii eskiden daha da ucuzmuş. Gerek kur etkisi, gerek turistikleştikçe artan fiyatlar nedeniyle öyle eski dönemlerde anlatıldığı kadar ucuz olduğunu söyleyemem. Ama yine de özellikle şal, bilimum hediyelik eşya, sabun vs gibi rengarenk birçok şeyi alabilirsiniz bu pazarlardan.

Yok ben daha kapalı bir alışveriş merkezi arıyorum derseniz, o zaman Siam Paragon’a gideceksiniz. Burası sanırım şu ana kadar hayatımda gördüğüm en lüks alışveriş merkeziydi. Aklınıza gelebilecek tüm lüks mağazaların yanı sıra bir kat sadece lüks araba mağazaları ile doluydu. Görmenizde fayda var. Siam Paragon’un hemen yanı Siam Center isimli bir diğer alışveriş merkezi. Burası daha standart bir alışveriş deneyimi için ideal.

Alışveriş için gidilebilecek bir diğer yer de meşhur caddeleri Khao San Road. Yalnız burada alışveriş Asiatique’e göre biraz keyifsiz. Ürünler daha ucuz ama az kaliteli. Etraf barlarla dolu, taşkın bir Avrupalı turist popülasyonu var. Özellikle gece vakti yolun bir başından diğer başına gözüne far tutulmuş tavşan ifadesi ile şaşkınca yürümeniz garanti. Ben çok sevmedim açıkçası. Hangover 2’yi izlediyseniz cadde size tanıdık gelecek.

Yemek için yerel bir zincir olan Baan Khanitha’yı öneririm. Ben Asiatique’in içerisinde nehir kıyısında olana gittim. Yediğim her şey enfesti. Bir de Osha restaurant’ı denedim, orası daha füzyon mutfağı tadındaydı ve yemekler yine lezizdi. 

Ben maalesef zaman yaratıp bütün şehre hakim olabileceğiniz bir rooftop’a gidemedim ama siz kesin gidin 🙂 En çok önerilen Above 11 isimli olandı. Tepeye çıkıp içeceklerinizi yudumlarken hareketli ve ışıklı Bangkok’u görme şansını yakalayabilirsiniz. Bunun dışında gece kulübü isterseniz Sing Sing’i, bir bara gidip güzel bir kokteyl içeyim derseniz J Boroski’yi öneririm. Bunlar Tayland’da 3 ay kalmış bir arkadaşımdan aldığım bilgilerdir. Şiddetle önerilir. 

Beni şehirde, hatta tüm Tayland’da en çok şaşırtan şey ise sokak lezzetlerinin gerçekten çok temiz görünmesiydi. Temiz olması demiyorum farkındaysanız, bilemiyorum çünkü, ama temiz göründüğü kesin. Ben birçok sokak lezzetini denedim, çok da memnun kaldım.

PHUKET

Şimdi gelelim Phuket’e. Öncelikle amacınız güzel bir deniz tatiliyse gideceğiniz yer Phuket değil. Phuket’i daha ziyade eğlence adası olarak adlandırabilirim. Bu arada zevkler değişmekle birlikte zaten deniz tatili için neden 10 saat uçulur onu da anlamış değilim de neyse… 🙂 Bence deniz tatilinin en güzel yapılacağı yer Bodrum, Marmaris, Kaş falan. Bunun dışında 10 saat uçup da bir yere gidiyorsam ben daha ziyade yeni kültürler görmek, yeni yemekler yemek falan isterim… Neyse bu tabi ki kişiden kişiye göre değişebilecek bir karar.

Phuket’e geri dönecek olursam, adada denize girmek için Patong beach ve Paradise Beach’i tercih edebilirsiniz. Ama demin de dediğim gibi ben Kaş’ın denizini tercih ederim. Gündüzleri diğer alternatifiniz adanın her tarafına yayılmış turlardan ada turu satın almak olacaktır. Bu turlar ile Phuket çevresindeki irili ufaklı adalara gidip güzel denizin tadını çıkarabilirsiniz. Bu arada Phuket’te gideceğiniz her yeri bu turlar aracılığıyla ayarlayabilirsiniz. Örneğin biz oradan Phi Phi Don’a geçecektik. Bir turdan tekne saatlerini öğrenelim diye gittik, çok uygun bir fiyata otelden limana transfer, tekne gidiş-dönüş ve sonrasında liman havalimanı transferini aldık çıktık. Adamlar resmen hizmet için varlar. Tayland’ın garip keşmekeşinin içinde bu turların bu kadar sorunsuz ve hiçbir şey atlanmadan yapılmasına gerçekten çok şaşırıyorsunuz ama sonra alışıyorsunuz. Asyalılar hizmet konusunda gerçekten bir numaralar…

Biz konaklamayı Patong’da yaptık. Patong merkezi tam anlamıyla Patong merkez, patlıyor herkes tadındaydı açıkçası. Ben fuhuşun bu kadar aleni pazarlandığı başka bir yer görmemiştim hayatımda. Gerçekten sosyolojik bir olgu olarak yaklaşmaya başladım bir süre sonra olaya 🙂 Patong barlar sokağında bir bara oturup elinize içkinizi alıp etrafı seyretmenizi öneririm. Gerçekten ömürlük bir deneyim diyebilirim. Etraftan erkek bulmaya çalışan genç Taylandlı  dansçı kızlara mı daha çok üzülürsünüz, yoksa 70 yaşında kız peşinde koşan yabancı amcalara mı bilemedim. Gerçekten acınası bir durum gibi geldi bana iki taraflı olarak. 

Vietnam savaşı sırasında burayı üs olarak kullanan Amerikalılar fuhuşu ülkeye bir endüstri olarak sokmuşlar diyebiliriz. Yani yine bu taşın da altından Amerika çıktı 🙁 Ülkede fuhuş ciddi bir turizm aracı ve legal olarak yapıldığı gerçeğini de unutmamak lazım. Şimdi böyle anlatınca Tayland’dan korkmayın tabii, fuhuşun legal olması sizin oradaki tatilinizi etkileyecek bir şey değil. Yani sadece etrafta görürseniz şaşırmayın diye yazıyorum. Yoksa size kimsenin bir şey dediği, yaptığı yok. 🙂 Arada barlara sokmak için biraz ısrarcı olabilirler ama hiç onlara bakmadan yürümeye devam edince çok da bulaşmıyorlar.

Gelelim Phuket’in güzelliklerine, bir kere gitmişken Simon Cabaret ve Fantasea showland’e gidin. Simon Cabaret müzikli bir gösteri. Özellikle kostümler bence çok güzeldi. İzlemeye değer olduğu kesin.

Fantasea ise özellikle çocuklu aileler için ideal. Oyun parkı gibi bir alanda birçok sirk aktivitesine katılma şansınız var. Ayrıca her akşam sergilenen bir de gösteri var. Gösteri biraz Cirque du Soleil, biraz Anadolu Ateşi tadında. Hem dans var, hem akrobasi, hem de hayvan gösterileri var. Açıkçası beni hayvan gösterisi kısmı biraz rahatsız etti. Yani özellikle koca koca fillerin o hareketleri yapmaları için nasıl bir muameleye uğradıkları konusu kafamı sorgulamadı değil…

Bu arada hem Fantasea, hem de Simon Caberet’de cep telefonu kullanmak, fotoğraf çekmek yasak. Hatta Fantasea’ye girmeden önce cep telefonlarınızı ve fotoğraf çeken tüm aletleri topluyorlar. Böylece gittiğiniz gösterilerde etrafta gösteriyi kameraya almaya çalışan insanlar yüzünden sahneyi görememe ve sadece bir telefon ekranı izlemek durumunda kalma gibi bir sorun olmuyor burada. Bence bu sebeple oldukça başarılı bir uygulama.

Phuket’teki en meşhur aktivitelerden biri de Tiger Park ziyareti. Burada kaplanlarla zaman geçirme fırsatınız oluyor. İsterseniz küçük kaplanları biberonla besleyebiliyorsunuz. Ya da kocaman kaplanlar ile fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Hayvanlar oldukça sakin görünmekle birlikte doğası gereği bir kaplan olduğunu unutmadan davranmak gerekiyor. Zaten girmeden size detaylıca bir döküman okutuyor ve neleri yapmamanız gerektiğini söylüyorlar. Yani kafasına yaklaşmayın, ön patilerine dokunmayın, ani ses yapmayın vs gibi. Bence gerçekten güzel bir deneyimdi, hayatta en asil bulduğum ve sevdiğim hayvan kaplan olduğu için yakından görme, dokunma duygusu beni çok mutlu etti.

Bir diğer hayvanlı aktivitemiz ise fil ile gezinti. Kocaman tonluk hayvanın tepesine çıkıp kısa bir gezinti yapabiliyorsunuz. Duyduğum kadarıyla bu hayvanları terbiye etmek için bir miktar eziyet ediliyormuş. Etik olarak ne kadar iyi hissedeceğiniz yine sizin kararınız. İsterseniz fil gezintisi yapın, isterseniz fotoğraflarını çekmekle yetinin…

PHI PHI

Ve sonunda bence Tayland gezimin en güzel yeri olan Phi Phi’ye geldi sıra. Phi Phi’ye Phuket’ten tekne ile 2 saatte ulaşabiliyorsunuz. Phi Phi’nin Bangkok ve Phuket’ten farklı olarak daha korunmuş bir yer olduğunu söyleyebilirim. Örneğin, Phi Phi’de motorlu araç yok, zaten olsa da gidebileceği yol yok. Ulaşım genelde yürüyerek, bisikletle ya da tekne taksilerle sağlanıyor. Ben Phi Phi’de hemen deniz kenarındaki Mama Beach isimli otelde kaldım. Otel konumu ve hemen önündeki plajı ile beni oldukça memnun etti diyebilirim.

Phi Phi adalarının en büyüğü Phi Phi Don. Burada kalıp günlük tekne kiralayarak çevre adalara gitmeniz mümkün. Ben büyük motor yatlara 30 kişi binmek yerine Tayland’ın meşhur kuyruklu teknelerini günlük kiralamayı tercih ettim. Bu durumla kaptanla birlikte istediğini koya gidip istediğiniz kadar zaman geçirebiliyorsunuz. Snorkel yapmak için Phi Phi ideal, etraf rengarenk balıklarla dolu. Balıklarla birlikte yüzme duygusunu en son Sharm’da bu kadar net yaşamıştım. Bu da ikinci oldu. Ben genel olarak denizin altına ilgi duyan biri değilim, karanlık ve ruh sıkıcı geliyor bana. Burada bu balıkları görmek için denizin dibine inmeniz gerekmiyor. Hemen suyun yüzünde bir sürü balık bekliyor sizi. Denizin içinden balıkları çekmek isterdim ama malesef tatilin ilk günü GoPro bozuldu ve su aldı 🙂 İnanılır gibi değil ama su geçirmez GoPro su geçirdi. Oradan GoPro ile iletişime geçtik, sağolsunlar bu hatayı affettirmek için bize yeni bir GoPro ve hatta bir sürü aksesuarını da hediye yolladılar ama artık başka tatillerde çekeceğiz kendisiyle… 🙂

Gidilmesi gereken ada ve plajlara gelince, bir kere Maya koyuna gitmeniz şart. Leonardo di Caprio’nun meşhur Beach filminin çekildiği koy burası. (Filmin ilgili bölümünün linkini de şuraya koydum) Yalnız çok turistik olduğu için tercihen erken saatte gitmenizi öneririm. Aksi halde ciddi bir insan kalabalığı ile karşılaşmanız olası.  

Monkey Beach yani maymun kumsalı bir diğer görülmesi gereken yer. Burada maymunlarla birlikte deniz girebilirsiniz. Hayatta bir daha ne zaman, nerede yapabilirsiniz ki böyle bir şeyi…

Kumsallar içinde en çok beğendiğim ise Bamboo kumsalı oldu. İşte burası gerçekten cennetten bir köşe gibiydi. Bu arada bu kumsallarda şezlong, şemsiye gibi imkanlar olmadığını, adadaki ağaç gölgelerini kullanmanız gerektiğini söylemekte fayda görüyorum. Şapkasız gitmeyin. Kafa deriniz dahi yanıyor. 🙂

Ben bunların dışında Pi Leh lagunu, Loh Samah koyu ve Mosquito (sivrisinek) kumsalına da gittim. Hepsi çok güzeldi.

Phi Phi’de muhteşem günbatımı izlemek için Viewpoint dedikleri yere gitmenizde fayda var. Yalnız baştan söyleyeyim yol biraz meşakatli. Uzunca bir yürüyüş sonrası sıkı bir merdiven macerası sizi bekliyor. Ama yukarı çıkıp nefesinizi toparladıktan sonra oturup süper bir günbatımı izlemeniz mümkün. Gittiğinize pişman olmazsınız. (Viewpoint 1 ve 2 bulunuyor, 1’e gidip orada kalmayın 5-6 dakika daha yürüyüp 2’ye gidin)

Phi Phi merkezde daracık sokaklarda alışveriş yapma, güzel restaurantlarda yemek yeme, eğlenceli barlarda içki içme opsiyonlarının hepsi sizi bekliyor. Restaurant önerisi olarak Grand PP Arcade, Dow ve Unni’s i öneririm. Yalnız restauranta girmeden kredi kartı geçiyor mu diye sorun. Çoğunlukla geçmiyor, geçse de %3 komisyon alıyorlar. Yanınızda nakit bulundurmanızda fayda var. 

Bar olarak Kongsiam’da canlı müzik izleyebilirsiniz. Bir de turistlerin bir bardak beleş içki için Thai box yapmaya çalıştığı Reggae Bar’a gidip insanlarla eğlenebilirsiniz. 🙂

GENEL BİLGİLER

Genel olarak Tayland ile ilgili birkaç konuyu daha vurgulamam lazım. Hangi bölgesine giderseniz gidin, kesinlikle masaj yaptırın. Hem çok güzel yapıyorlar, hem de gerçekten çok ucuz. Masaj olarak yol kenarında aşağıdaki gibi seçenekler olduğu gibi (sadece ayak masajı için), güzel masaj merkezleri de var.

Öyle genelde korkulduğu gibi her yerde böcek falan yemiyorlar, sadece bence turistlere şov olsun diye merkezlerde sokakta böcek satılan tezgahlar oluyor. Genelde başında da fotoğraf çekmek için turistler oluyorlar. Bunun dışında Tayland sokak yemeği konusunda bir efsane, yediklerim genel olarak çok lezzetliydi.

Ve yemekler… Asya mutfağı sevdiğim için ben çok beğendim. Baharatlı sevmeyenleri bir miktar zorlayabilir. Hatta benim ızgara deniz ürünü denemelerim genelde fiyasko oldu çünkü bence sossuz, baharatsız yemekler konusunda çok başarılı değiller. Deniz ürünlerini körili olarak yemenizi öneririm. Bir de acıya kendinizi alıştırsanız iyi olur 🙂 

Tayland’ın milli yemeği olan Pad Thai’yi de kesin deneyin. Ben en çok karideslisini beğendim. Yumurtalı erişte yemeği olarak özetleyebilirim kısaca. 🙂 Bir de fried rice yani kızarmış pilav var. Ben onu da çok beğendim. Acılı salata kavramları var, gerçekten acı yani öyle böyle değil, baya acı.

Kaju yemişi de baya meşhur, gitmişken almanızda fayda var. Hatta acılı, sarımsaklı, wasabilisi vs gibi birçok çeşidi de var.

Bir de oradayken tüm egzotik meyvelerden yiyin. Benim favorilerim mango, mangosten ve durian. Yalnız durian kokusu nedeniyle, mangosten ise elleri ve etrafı boyaması nedeniyle genellikle otellere, toplu taşıma araçlarına vs alınmayabiliyor. Mümkünse sokakta yiyin. 🙂 Bangkok havalimanı alışveriş için ideal. Ben 3 saat geçirdim hala girmediğim mağaza vardı. Havalimanında egzotik meyveleri de satıyorlar. Gelmeden manav alışverişinizi de yapıp Türkiye’ye dönebilirsiniz 🙂 

Keyifli geziler.

Related Images

Leave a Comment