VİETNAM – SAIGON (HO CHI MINH) Gezisi

Meşhur Saigon, yeni adıyla Ho Chi Minh. Vietnam’ın eski başkenti, Güney’in en önemli şehri… 10 milyon insana ev sahipliği yapıyor. Kuzeyde buraya Ho Chi Minh deniyor olsa da Güney halkı eski ismi olan Saigon’u kullanmayı tercih ediyor. Bunun nedenini sorduğumda savaşı hatırlamak istemedikleri için eski ismi kullanmayı tercih ettiklerini belirttiler. 
 

10 milyon insan ve Hanoi’ye benzer şekilde 8 milyona yakın motosiklet. Bu da demek oluyor ki inanılmaz bir trafik ve kargaşa 🙂 İstanbul trafiğine bu kadar yakın trafiği olan (belki daha kötü) gördüğüm tek şehir. Şehrin alışveriş caddesi Dong Khoi, bu cadde üzerinde birkaç alışveriş merkezi ve hediyelik eşya dükkanı bulunuyor. Dong Khoi caddesinin hemen yanında merkez cadde ve meydan bulunuyor, buraya Time Square meydanı diyorlar. Daimi bir kalabalık var bu caddede ve birçok kafe ve restaurant bulunuyor.

Şehirde Fransız döneminden kalma Notre Dame kilisesi ve postane bulunuyor. Bu iki bina savaşta zarar görmemeyi başarmış. Hatta postane hala aktif olarak çalışıyor.

Bağımsızlık Sarayı (Reunification Palace) kesinlikle görülmesi gereken bir yer, Amerika savaşı sırasında Kuzey’i temsil eden Vietkong’lar (Kuzeyli Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi) tankları bu sarayın avlusuna getirmiş ve bağımsızlığı ilan etmiş. O dönemde uzun yıllar Amerika tarafında olan bir grup Güneyli de hapse girmekten çekinerek yurtdışına kaçmışlar. Bağımsızlık öncesi bu sarayda Güney’in başkanı yaşamaktaymış, Amerika ile birlikte hareket eden başkan Kuzeylilerin bağımsızlık ilanı öncesi yurtdışına kaçmayı başarmış. Amerikalılar savaş ile ilgili tüm planları bu sarayda başkan ile birlikte yapmışlar.
 
Saray gerçekten çok büyük, gezerken kaybolma riskiniz var. Feng Shui’ye göre bir binanın ana kapısının direkt olarak yola bakması uğursuzluk getirirmiş. Bu sarayın ana kapısı da direk olarak ana yola açılıyor. Bu sebeple oturan kimsenin mutlu olamayacağına inanıyorlar. Başkan için bunun geçerli olduğu kesin 🙂
 

 

Vietkong demişken meşhur Cu Chi tünellerinden bahsedebilirim sanırım. Saigon’a yaklaşık 1 saat uzaklıktaki Cu Chi tünelleri Vietkong askerlerinin savaş sırasında yaşadığı tünellerin olduğu bölge. Burada yer altında bir yaşam alanı oluşturulmuş. Yalnız yaşam alanı derken öyle büyük beklentileriniz olmasın, gerçekten bu insanlar yıllarca tünellerde yaşamış ve Amerikan askerine geçit vermemeyi başarmışlar. 
 
Amerikalılar bu tünellere gaz ve su basmış, çeşitli bombalar atmışlar. Ancak tünel sistemi çok gelişmiş olduğu için istedikleri sonucu alamamışlar. Savaş sırasında Amerika nehirlere ve ormanlara portakal gazı ve Napalm bombası atmış, yeni nesillerde bile birçok engelli insanın olmasının sebebinin bu zehirli gaz olduğunu söylüyorlar.
 
Turistler için tünellerin birkaç replikası genişletilerek bırakılmış. Ben deneme amaçlı girdim ve genişletilmiş tünelde maksimum 40m kadar ilerleyebildim. Sonrası inanılmaz bir nefes darlığı hissi. Bölge bubi tuzakları ile dolu, ayakkabılarını bile ters şekilde dizayn ederek Amerikan askerlerinin gidiş yönlerini yanlış anlamalarını sağlamışlar. Her şey bu kadar ince düşünülmüş yani…
 
Savaşı gerçekten anlamak istiyorsanız Savaş Müzesi’ni görmelisiniz. Müzede 1945’ten itibaren gerek Fransa, gerek Amerika savaşlarında neler yaşandığını kronolojik sıra ile detaylıca görebiliyorsunuz. Aşağıdaki tablo savaşa Amerika tarafında katılan ülkeler ve yıllara göre asker sayılarını gösteriyor. Göreceğiniz gibi bir süre sonra Amerika kendi askerlerini tamamen çekip savaşı Güney Vietnam’lı askerler ile yönetmeye çalışmış. Amerika bu savaşta 14 milyon ton bombayı Vietnam’ın üzerine bırakmış (2. Dünya savaşında Pasifik’e attıkları bombaların 28 katı)

 

 
Bu da Amerika’nın katıldığı üç ayrı savaşın (2. Dünya Savaşı, Kore Savaşı ve Vietnam Savaşı) karşılaştırmalı tablosu. Bilgiler gerçekten etkileyici.
 
Müzede yaşanan olayların fotoğraflarını görünce gerçekten çok etkileniyorsunuz. Maruz kalınan şiddet kabul edilebilir değil, ne uğruna yapıldığı ise ayrı bir muamma. Komünizm korkusu ile kilometrelerce uzakta insanların üzerine bomba ve zehirli gaz ile saldırmanın anlatılabilir bir tarafı yok sanıyorum. Konuyla ilgili Hearts and Minds isimli bir belgesel var, izlemenizi tavsiye ederim. Amerikan militarizmini net olarak ortaya koyuyor.
 
Amerikalılardan kalan tanklar, helikopterler, uçaklar Savaş Müzesinde sergilenmeye devam ediyor.
 
Savaşın ve Savaş müzesinin etkisini kolay kolay üzerinizden atamayacağınızı söylemek zorundayım. Gördüğünüz fotoğraflar ve okuduğunuz hikayeler bir süre aklınızda çıkamayacak malesef… Bir daha dünyanın hiçbir yerinde böyle şeylerin yaşanmaması dileğiyle deyip gezimin son kısmı olan Mekong Delta’ya geçiyorum.
 
Büyük, verimli Mekong nehrinin denize döküldüğü yer olan Mekong Deltası verimliliği çok yüksek bir bölge. Burada bir nehir turu yapmanızı tavsiye ederim, tur sırasında bir köyde sizin için hazırlanan meyveleri (teknede de meyve ikramı var, Vietnam’da her daim egzotik meyve yeme fırsatınız var) yiyip güzel yerel müziği dinleyebilirsiniz. Mekong nehri üzerinde yüzen pazar (floating market) adını verdikleri alanda tekneler toptan meyve-sebze satışı yapıyorlar. Tekne sahipleri teknenin direğine ne satıyorsa onu asıyor böylece alıcılar hangi tekneye yaklaşmaları gerektiğini anlıyorlar.

 

 

Mekong nehri üzerinde tekne ile hindistan cevizi ve pirinç patlağı şekerlemesi yapan bir yere gittim. Burada makina kullanmaksızın el yordamıyla yapılan bu şekerlemeler gerçekten çok lezzetli, ayrıca sıcak sıcak yeme şansınız da var.
 
 
Vietnam’da garip bir şekilde yılanlı şarap çok meşhur. Pirinç şarabının içerisinde yaklaşık bir yıl sakladıkları şarabı sonra içiyorlar. Denedim şaraptan çok daha keskin bir tat olduğu için ben hiç beğenmedim. Viskiye daha çok benziyordu.

 

Saigon’da yemek için Vietnam House restaurantını öneririm. Yemeklerin hepsi çok lezzetli.

 
 
 
Bir de Mekong Delta’da Mr Kiet’s Restaurant’a giderseniz aman fil kulağı balığı yemeyin, gerçekten hayatımda yediğim en saçma ve tatsız balıktı. Aşağıda göreceğiniz gibi sunum baya etkileyiciydi ama malesef tadı fos çıktı 🙂
 
Özetle Saigon çok güzel bir şehir, Vietnam’ın tamamı gibi o da maceralarla dolu ve kesinlikle görülmeye değer… 
 

Benim Vietnam maceram burada bitiyor, ama her yönüyle hiç unutamayacağım bir tatil olarak aklımda kalacağı kesin…

Hoi An yazıma geri dönmek için tıklayın…

Hue yazıma geri dönmek için tıklayın…

Halong Bay yazıma geri dönmek için tıklayın…

Hanoi yazıma geri dönmek için tıklayın…

Related Images

Leave a Comment