Yunanistan – Sakız Adası Gezisi

3 günlük kısa bir geziydi Sakız adası ve tadı damağımda kaldı diyebilirim. Genel Yunanistan sevgimden kaynaklı olabilir bu durum ama ben oldukça keyif aldım bu geziden. Ve kendi adıma bu sene Yunanistan’daki ekonomik krizin atlatılması için elimden geleni yaptım diyebilirim, içim rahat 🙂 Geziyi 30 Ağustos’a denk getirmek ve Zafer bayramında Yunan topraklarında olmak da oldukça manidardı 🙂

Sakız’a Çeşme limandan Ertürk feribotları ile 1 saat gibi bir zamanda gidebiliyorsunuz. Schengen olması gerekiyor ancak bayram vs gibi durumlarda kapıdan da vize alınabiliyor. (Yalnız bu durumda günübirlik gitmeniz gerekebilir, araştırmakta fayda var) Pasaport kontrol geçişi oldukça kısa sürüyor, o sırada beklerken adanın detaylarını anlatan harita ve kitapçıktan almanızı öneririm.

Feribottan iner inmez Chios merkezde yan yana dizilmiş cafelerden birinde kahvaltınızı yapabilir, hatta Türk çayını (ince belli bardakta) içebilir yolunuza devam edebilirsiniz.

Biz konaklama için Mesta bölgesini seçtik, önceden kiraladığımız aracı teslim alıp Mesta’ya giderken yolda Pirgi’ye uğradık. Pirgi daracık sokakları, camlardan ve duvarlardan sarkan küçük domatesleri ile çok şirin bir Yunan köyü. Meydana gidip bir frappe içmenizi tavsiye ederim.

 


Mesta’da Lida Mary adlı bir otelde kaldık. Mesta adanın taş evlerden oluşan otantik bir bölgesi, çok keyifli bir meydanı var. Otel de tabiki bir taş oteldi, ve oldukça güzeldi. Mesta’daki cafeler de çok keyifliydi.

Oteli Booking.com’dan ayarlarken başkalarının yorumlarını okumuş ve otel sahibi Tasos’un yardımsever kişiliği konusunda bilgi sahibi olmuştum. Otel sahibi, yönetim kurulu başkanı, temizlikçisi, her şeyi Tasos gerçekten her konuda size yardımcı oluyor. Daha otele gider gitmez bir harita çıkarıp anlatmaya başlıyor. Çok da güzel önerilerde bulunuyor, ancak susmuyor 🙂 Zaten 3 gününüz varsa yarım gününü Tasos’un sizin için yaptığı planlara ayırmak durumunda kalmanız mümkün, bu nedenle makul bir yerde araya girip onu durdurmanız gerekiyor. Ama oteli kesinlikle öneririm.

Tasos’un haritalarından biri 🙂 ;

 

Biz plaj tercihlerimizi Tasos’un muhteşem önerilerini dinleyerek yaptık. İlk olarak Black Stone (Mavra Volia) plajına gittik. Volkanik siyah taşlardan oluşan bu plaj öyle şemsiye, şezlong ihtiyacınızı karşılamıyor elbette. Ama deniz gerçekten çok güzel. Önerim gidip bir denize girip çıkmak için bile olsa bu koya bir uğramanız.

 

Sonrasında tercihimiz ise Komi plajıydı, burada Nostalgia isimli beach’e gittik. Burada şezlong ve şemsiye var, hatta restaurant da var. Yemek oldukça güzel ama servis için aynı şeyi söylemek mümkün değildi, bu kadar kalabalık beklemiyorlardı sanırım. Burada her zaman olduğu gibi greek salat ve ızgara ahtapot yedik elbette. Onlar olmadan Yunanistan’a gitmiş sayılmıyoruz…

İlk akşam yemek için Mesta Port’taki Limenas Meston isimli deniz ürünleri restaurant’ına gittik. Yine deniz ürünlerinin dibine vurduk. Bir de Chios peyniri yedik. (Hellimin az tuzlusu)

 

 

 

 

Kahvaltıda yine Tasos’un önerisi olan Mesta’daki Mestousiko restauranta gittik. Keyifle aşağıdaki şekilde bir kahvaltı yaptık. Herşey taze, herşey lezzetli.

Ertesi gün plaj tercihimiz Elinda oldu, ki burası bence şu ana kadar girdiğim en güzel denizdi… Bunda muhtemelen bakir olmasının ve buna bağlı olarak bozulmamış olmasının da etkisi büyüktü. Deniz buz gibiydi ama Sakız’a gidiyorsanız burada denize girmeden dönmeyin diyebilirim rahatlıkla.

 

 

Elinda’da şezlong/şemsiye olmadığından güneşin altında malesef çok fazla kalmak mümkün olmuyor. Bu nedenle oradan çıkıp Lithi’ye başka bir plaja gittik. Orası da güzeldi ama favorim tabi ki Elinda. Lithi’de baştan 2. restaurant’ta yemek yedik. Ahtapot, cacik, barbun ve yine salata. Hepsi gayet lezzetliydi. Ancak belirtmekte fayda görüyorum, Thasos ve Alexandroupolis’de bu yemeklerin 5 katı lezzetlisini yedik diyebilirim.

 

 

Bu arada aslında adanın en çok duyulan plajı Karfas, ama Tasos bize oranın turistik olduğunu ve oraya sadece turistlerin gittiğini söylediği için biz oraya gitmedik turist olmadığımız için 🙂 Eee bunca Yunan ziyareti sonrası turistlik de kalmadı. Bu arada Tasos’a çok konuşuyor diye sürekli söylenip, ne dese yapmış olmamız da ayrı bir durum tabii… 🙂

Bir akşamı Citrus isimli enteresan bir yerde geçirdik, yine Tasos’un önerisi ile… Kampos bölgesinde bulunan Citrus, cafesi ve barı da olan bir meyve müzesi aslında. Ayrıca hediyelik eşya dükkanı da var. (Reçeller, soslar, marmelatlar ile dolu rengarenk bir dükkan) Bara bir bira içmeye gittiğimizde içeride bir etkinlik olduğunu ve içkilerin de ücretsiz olduğunu öğrendik ve bilinçsiz olarak para vermeden bir etkinliğe dahil olmuş olduk 🙂 Ama içtiğimiz Chios bira aslında gerçekten nerdeyse sadece beleş olursa içilebilir gibiydi… Bence bu enteresan müzeye bir gidin, gerçekten keyifli bir yer.

 
Yazıdan net anlaşılacağı üzere adada denize girmek ve yemek yemek dışında bir şey yapmıyorsunuz. Ama zaten tatilde başka bir şey yapmaya da gerek yok bence. Sakız gerçekten güzeldi, diğer tüm Yunan adalarını tamamladıktan sonra tekrar gideceklerimden biri de Sakız olacaktır. 🙂

Bu gezinin magneti şöyle;

Related Images

Leave a Comment